Yaşıyorsak hâlâ umut var demektir

Yaşıyorsak hâlâ umut var demektir

Mart 30, 2019 46 0 0

‘Gaddar İstanbul’ bu hafta başlıyor. İstanbul sizin için de gaddar miydi?

– İstanbul kozmopolit bir kent. Her türlü spektrumu ve değişikliği içinde barındırıyor. Tüm acımasızlığı ve hoşluğu buradan geliyor. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan her fert için olduğu gibi, benim için de gaddardı.

* Sizin bu ‘gaddar İstanbul’da filmleri aratmayacak bir hikâyeniz var. Yedi yaşındayken babanız felç olmuş. 13 yaşına geldiğinizde onu kaybetmişsiniz. Babasızlık yaşama nasıl yansıdı?

– Ehemmiyetli olan kaybettiğimiz insanların nasıl andırıldıklarıdır. Giderken bana öğütlerini servet vazgeçti. Onsuzluğu yeniden onun ve annemin sayesinde atlattım. Babasızlık bir çocuğu eforsuz kılar diye düşünülebilir ancak bu imtihanla erken yüzleşmek ve bunun üstesinden gelmek beni yaşamdaki her güçlüğe karşı dayanıklı kıldı. Mektep ve çalışma yaşamını beraber götürmek zorundaydım.

Beni bugün ben yapan zamanlarımmış onlar

class=’cf’>

* Peki dünden bugüne kariyerinize baktığınızda kendi isminize ne seziyorsunuz?

– Geride kaliteli işler vazgeçtim, gelecekte bunlardan daha da iyilerini yapmak için arzuluyum.

* Her yaptığınız projede kendinizi değerlendirip puanladığınızı okumuştum. Bunu hâlâ yapıyor musunuz?

– Yaptığımız iş bir takım işi, şahsiyetimin galibiyeti sadece benim performansımla oluşmuyor. Tüm bu kriterleri koruyarak kendimi de objektif bir perspektifle değerlendiriyorum. Her proje benim için bir imtihan. 100 üzerinden 75-80’i cebe indirdim mi benden sevinçlisi yok.

Yaşıyorsak hâlâ umut var demektir

 Yedi yaşımdan beri suratlarca kuş besledim

* İki oğlunuz var. Bir oğlunuzun ismi ‘Kuzgun’. Neden bu ismi koydunuz?
– Yedi yaşımdan itibaren suratlarca kuş besledim. Sakalarım, isketelerim, floryalarım vardı. Babamın ölümünün ardından hepsini saldım. Geri gelenler, penceremin dibinde can verenler, ellerimle gömüp arkalarından hatim indirdiğim kuşlarım oldu. 11 yaşımdayken, “Elim kırılsaydı da atmasaydım” dediğim bir kazada bir kuzgun vurmuştum. Annem onu rehabilitasyon etti. Yatağımın altında bir sepetin içinde altı ay yaşadı.

* Peki sonra?

– Annem ondan parçalayamayacağımı kavrayınca “Bak annesiyle babası geldi; yavrularını istiyorlar” dedi. Kafamı kaldırdığımda 15-20 tane kuzgun ağacın dallarındaydı. Vedalaştım Kuzimle. Uçurdum onu ailesinin yanına. Şimdi kuş beslemiyorum. Benim artık iki tane, çok bedelli, isimleri Gün Kuzgun, Gece Asaf olan ‘kuşlarım’ var… Gün gecesiz, gece de günsüz olmazdı. Natürel bir de Kuzgun Acar var. Adı oğlumda yaşayan, büyük hayranlık dinlediğim, Türkiye’nin en bedelli ressam ve heykeltıraşlarından biri.

Hiç tükenmedim, tükenmeye de hedefim yok

* 20’li yaşlardan beri şansınız. 90’lardan günümüze şan kavramı nasıl biçim değiştirdi?

– Şan denilen şey geçmişte bir yanılsamadan ibaretti, şimdi de bir sanrıdan ötesi değil. Hiçbir şey çok
çalışmadan olmuyor. Oyunculuk yüksek disiplin
  gerektiren, ciddi bir iş. Şan benim hiçbir
zaman gayem olmadı.
Buna uygun bir kişiliğim olduğunu da düşünmüyorum. Tiyatro disiplininden gelen, 28 yaşına kadar gelecek tasarılarını akademisyen olmak üzerine kuran bir oyuncu olarak, şan benim için o zaman da bir emel değildi ve olamazdı.

* Sizin ünle başa çıkamadığınız
zamanlar oldu mu?

– Savrulmak demeyelim de işime odaklanmak için içime kapandığım, uzaklaştığım zamanlarım oldu, ünle başa
çıkamadığım için değil.

* Müddetiyle oynadığınız bir hayli dizi; ‘Şaşıfelek Çıkmazı’, ‘Hanımın Çiftliği’… Ya da sinema filmleri; ‘Mustafa Hakkında Her Şey’ ve ‘Babam ve Oğlum’ hâlâ izlenip seviliyor. Bugün de böyle projeler yapılıyor mu sizce?

– Bugün de kıymetli, kaliteli işlerin yapıldığını düşünüyorum. Yapılan iş rakamı evvelki yarıyıllarla karşılaştırıldığında çok fazla olduğundan bu kalitede işlerin görülebilme oranı eksiliyor. Ama izleyici hâlâ özenilmiş filmleri ayırt edebiliyor.

* Siz senelerdir bir hayli rol canlandırdınız. Son senelerde kendini padişah sanıp sete kılıçla girenleri ya da tükenmişlik belirtiyi yaşayanları dahi gördük. Sizin tükendiğiniz anlar oldu mu?

– İşinin çılgınsı olanları beğenirim. Hiç tükenmedim, tükenmeye de hedefim yok. Rahmetli Tuncel Kurtiz gibi işimi yaparken göçmeyi yeğlerim bu dünyadan. İnsanlar ve insanlık ismine bu iş bana çok şey öğretti. Can Verinceye kadar da öğretecektir. İhtiyarlamak değil, yaş almak yakışır bana.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tags: Hakan Gence, kelebek, pazar eki, zalim istanbul Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir