Ünlü iş bayanı ilk defa anlattı! 'Can Verdi diye yola vazgeçtiler'

Ünlü iş bayanı ilk defa anlattı! ‘Can Verdi diye yola vazgeçtiler’

Şubat 11, 2019 71 0 0

Öykünü kitap haline getirip herkesle paylaşmak neden istedin?

– Kitap yazma görüşü, 4 yıl evvel usuma geldi. Benim yaşadıklarımın, deneyimlerin eforundan yararlanmak isteyen öteki insanlara esin olacağına inandım. Ancak “ben yazar değilim, nasıl olacak bu iş” diye korktum. Gerçi çocukluğumdan beri şiir yazardım, kalemimin bir eforu vardı. “Ben bunu bir yazar olarak yapmıyorum” diyerek kendimi cesaretlendirdim ve kitap böyle ortaya çıktı.

Kitabı sen mi kaleme aldın?

– Tamamını ben yazdım. Bu arada kitap yazmak çok güç bir şeymiş. Yaşamım süresince özellikle yalnız geçirdiğim çocukluğum ve ergenliğim vaktince çok fazla kitap okumamın, kitabımı yazmamda dayanağı oldu diye düşünüyorum.

Ne kadar müddette yazdın kitabı?

– 4 yılda tamamladım. Ardından çok bedelli yazar ve eleştirmen Feridun Andaç’a gösterdim. Kendisi yazı dilimi ve hikayemi sevdi ama editlenmesi gerektiğini söyledi. Feridun Bey, “Ben size belli okumalar vereceğim, siz kendi kitabınızı kendiniz editleyeceksiniz” dedi. Böylece kitabımın editini de Feridun Öğretmen’nın takviyeyi ile kendim yaptım.

Ünlü iş kadını ilk kez anlattı Öldü diye yola bıraktılar

KADINLARI KUVVETLENDİRMEK İÇİN BU YOLA ÇIKTIM

class=’cf’>

Baban niçin böyle yalnızlaştırma uyguluyor sana?

Babamın kendi sanrılarından kaynaklı meseleleri vardı. Ve benim yaşamımda büyük bir dramın nedeni oldu.

Ünlü iş kadını ilk kez anlattı Öldü diye yola bıraktılar

O kadarını söyleyeyim sana…

Yapamazsın, muvaffak olamazsın, yapsan dahi devamını getiremezsin gibi psikolojik bir şiddet mi bu?

– Çocukluk hatıralarımda bunu sahne sahne andırıyorum. Bunu gerçeğinde ilk anneme yaptı. Annem Hollywood starlarına eşti, çok hoştu… Babam çok çekemerdi annemi ve devamlı ona “sen sürüneceksin” tasayı. Ve bu kahinliğini perçinleyen özel el işaretleri vardı. Onları gördükçe neden bunu yapıyor, herhalde bir bildiği var diye düşünür, kaygılanırdım.

Nasıl özel el işaretleri?

– Mesela dantelli masa örtüsü üstünde yukarıyadan alta baş parmağıyla çizer gibi yapardı. “Bak buraya yazıyorum sürüneceksin” diyerek… Fakat ben geliştikçe bu hadise bana yöneldi. Ben mektepte çok galibiyetli bir çocuktum, sınıf birincisi oluyordum, takdir alıyordum. Tek özlemim babamın takdirini kazanmak, hoşlanılmaktı gerçeğinde.

Karneni götürdüğünde ne yapardı?

– Bakmazdı dahi… “Hmmm… Yeniden takdir mi aldın ama yarın galibiyetsiz olacaksın” tasayı. Bir çocuk için bu çok güç bir şey… Hatta bir kere andırıyorum, uyuyorum saat sabah 06.30’da gözümü açtım babam başımda böyle duruyor; “Bak” dedi, “Bu kadar galibiyetler de alsan sonunda annen gibi sürüneceksin…” Ki annem hiç sürünmedi, sürünmesini gerektirecek bir vaziyeti de yoktu.

Sende tüm bunların yansıması nasıl oldu?

– Seneler sonra kalp krizi şiddetinde gelen panik saldırılarım oldu. Bir psikanalize girdim ve orada tüm bunların babamın bana yüklediği bu programlar suratından olduğu ortaya çıktı. Bunun farkındalığını bulduk ve o panik hücumlar yok oldu. Tek başına ayağının üzerinde duran, galibiyetli ve eforlu bir bayan olmaya karar verdim.

Öyle bir yumruk attı ki ağzından kan fışkırdı

◊ Baban annene kumpaslı şiddet mi uyguluyordu?
– Evet, çok vururdu. Benim bir seferinde gözümün önünde öyle bir yumruk attı ki ağzından kan fışkırdı. Daha da makûsları oldu.

◊ O şiddet dolu civarı çocuk olarak anlamlandırabilmek çok güç değil mi?

– Feci bir vaziyetti… Babamın dışarıda çok nüktedan ve albenili bir tarafı vardı. Onun bir pelerini vardı ve üstüne geçirirdi, iblis tüyü derler ya dışarıda öyle olurdu. Ama konuta geldiğinde hiddet doluydu.

◊ Annen dolaşmaya ve yemeğe gittikleri gibi belleğinde öyle resimler yok mu?

– Var natürel, annemi çok alımlı bir bayan olduğu için özellikle onu iş yemeklerine götürürdü. Ama ne yazık ki daha çok kendisi dışarıdaydı, annemi kandırdığı başka yaşamı da vardı.

◊ Öteki kardeşlerine müteveccih şiddet var mı yoksa yalnızca sana mı?

– Çocuklarına fiziksel şiddeti yoktu. Bana ise manevi şiddet uyguladı. Yalnızlaştırdı. İnsanı dağılmayı, lime lime etmeyi hoşlanırdı. O yolla da hakimiyet ederdi.

Ünlü iş kadını ilk kez anlattı Öldü diye yola bıraktılar

Tek özlemim babamın beni beğenmesiydi

Babanla alakalı en büyük özlemin neydi?

– Tek özlemim babam beni beğensin, karşısına alsın konuşsundu. Mektepteki galibiyetlerimle takdir etsindi. Bizim ailede herkes kendi kıyametini yaşıyordu, usulca birbirine dokunmadan. O kıyamet hep devam ediyor gibiydi ama en güç annemin yaşadığıdır. Zira en uzun şiddete o maruz kaldı.

Geçen yaz ailede büyük bir travmaya yol açan büyük ağabeyin Fatih Oflaz için “Bizimle birlikte yaşamıyordu” dedin. Onun baba ile ilişkisi nasıldı?

– Evet, o kendi annesiyle birlikte yaşıyordu. O zamanları az andırıyorum zira ağabeyim bize sık gelmezdi. Benim genç kızlığımda ve üniversite zamanlarımda o hep yurtdışındaydı. O surattan az bir temasımız var onunla. Sonra babamın bu işi kurmadan evvel Cidde’ye giderken ağabeyimi yanında götürdüğü bir yarıyıl var. Dönüşte aile işletmeyi fikrini ortaya attığ yarıyıl var. O yarıyılda iş vesilesiyle hepimiz toplandık zati.

O yarıyıl yaşadığın içine kapanıklık ne gidişatta?

– İçine kapanıklık demeyelim ona zira ben ona çok umursuyorum. İçine dönmek diyorum. İçine kapanık bir çocuk değildim ama içime dönüktüm. Her şeyimi Allah ile konuşurdum. Tasalarımı anlatır, dileklerimi sıralardım.

İntihara kalkışan annemi ben buldum

Çocukluk yarıyılında unutamadığın başka hadise var mı?

– 12 yaşlarındayım. Yeniden konutta münazara olmuştu. Hani derler ya kan gövdeyi götürüyordu, öyle bir münazara.  O zamanlar kalp romatizmam vardı, iğne olurdum ve canım çok yanardı. O gün konuttan çıkarken Allah’a “Bugün bir şey olmasın, bir daha sızlanmayacağım” diye dua etmiştim…

İçine doğmuş makûs bir şey olacağı…

– Evet, mektepten dönünce anahtarı paspasın altından aldım ve konuta girdim. Konut dağınıktı. Baktım annem odasında uyuyor. İlk yattığını düşündüm, sonra ilaç paketini gördüm.

O an gerçekten can verdi varsaydım. 9’uncu katta oturuyorduk…

Sonra ne yaptın?

– Bizim semtte bir ‘yok yok amca’ vardı. Ona koştum, ambulansı aradı. Daha sonra annem kurtuldu çok şükür ki…

Bu sözler dönüm noktam oldu

Babanı 5 sene evvel kaybettiğini söyledin. Sen ise 20-25 yıldır çok galibiyetli bir iş insanısın. Sana “Muvaffak Olamayacaksın, sürüneceksin” diyen baban, sana son 20 senesinde nasıl davranıyordu?

– Bizim aramızda çok esrarengiz bir dramımız var. Onu ilk kez kitabımda yazdım. Burada anlatmayayım, kavisli bir öykü… Babam bana hiçbir zaman “seninle iftihar dinliyorum” demedi. Benim için de ehemmiyeti kalmamıştı artık.

Babana karşı bir nefret var mı?

– Asla nefret yok ama hiddet dinlediğim çok oldu. Bana büyük bir haksızlık yaptı. Son senelerinde Bodrum’dayken Alzheimer olmuştu.  Bir gün dışarıya bakıyordu, “Bak görüyor musun? Her şey ne kadar da olması gerektiği gibi. Doğa ne hoş, uyumu ne hoş” dedi.

Bunlar babamın ağzından dökülmesi ihtimalsiz kelimeler. Şaşırdım. Sonra bana döndü, “Sen de 17 mi oldun? Lise mi bitiyor, ne kadar hoş bir kızsın. Seninle iftihar dinliyorum” dedi…

17 yaşını varsayıyor beni. Bu sözler bana bir dönüm noktası oldu. Zira bu sözler ile yaşamımın büyük bir dramını aydınlatmaya karar verdim.

Can Verdi diye yolda vazgeçtiler

Yaşamının kırılma noktalarından biri de 18 yaşında geçirdiğin büyük kaza…

– 18 yaşındayım… Annem, babamı terk etmişti. Anneannemin ölümüyle anneme serveti kaldı ve annem serbestliğine kavuşabilmişti. Beni de babama vazgeçmişti giderken. Bütün o yarıyılın sonrasında yaşadım kazayı. Dostumla birlikte saç kestirmeye gidiyorduk, ağzımızda da bir patates cipsi, o ekşi tadı bugün gibi andırıyorum. Bugün dahi patates cipsi hâlâ yiyemem.

Kaza anı nasıl oldu?

– O zaman Bağdat Sokağı çift doğrultu ve çok riskli. Biz kaldırımdaydık. Bir tamirhane çırağı, 17 yaşında reşit de değil alıcılardan birinin spor otomobilini alıyor ve Bağdat Sokağı’nde sürat yapıyor. Ve biz kaldırımda duruyoruz. 100 km süratle kaldırıma giriyor ve bana çarpmasıyla beni havaya fırlatıyor… Bir an karanlık oldu.

Sonra kendimi büyük bir ışığa çekilirken gördüm.

Filmlerde gördüğümüz doğru demek ki…

– Çok enteresan bir duygu gerçekten, vefata yakın bir an yaşamışım orada. Kendime yukarıyadan baktım, kanlar içindeyim. Kavuniçi bir eteğim vardı üstümde, paramparça olmuş. Kendimi bütün bir kırılmış bebek gibi gördüm ama hiç acı sezmiyordum. “Allah Allah” dedim. Yukarıya ışığa doğru çekilmem devam etti ve bir yere geldim orada. “Ne kadar büyük bir mutluluk, ne kadar büyük bir sevgi var burada” dedim.

Büyük şartsız bir sevgi…Dün gibi çok net andırıyorum, “yuvaya döndüm” dedim. Yaşamım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Sonra güçlü bir ses duydum, o ses “Müddetin gelmedi henüz” dedi.

Sonrasında ne hissettin?

– Bunu düşünürken yeniden bir çekilme sürati ile acı dolu bir vücudun içine düştüm.

Nasıl esrarengiz bir yere sıkıştım anlatamam. O sırada benim birkaç dakikalık kalbim duruyor, zira beni sağlık kurumuna dahi götürmüyorlar, can verdi diye orada vazgeçiyorlar.

Nasıl dönüyorsun yaşama?

– O sırada sokaktaki eczacı beni çok hoşlanırdı, o koşup geliyor. “Aaa bizim Esra” diye ağlamaya başlıyor, tekerrür nabız arıyor o kanların içinde… “Nabız var” diye haykırıyor. Ambulans geliyor.

Ne kadar kaldın sağlık kurumunda?

– Öğrenemiyorum zira hiçbirini andırmıyorum, geçici hafıza kaybı yaşamışım. Paramparça olmuş bedenim, beni sağlık kurumunda dikiyorlar. Kıkırdağımdan kulağımın içine kadar. Elmacık kemiklerim dahi dağılınmıştı.

Yaralarından hoşlanıyor musun, sonra hiç estetik yaptırmadın mı?

– İnsanlar içeriye girip ağlıyorlardı, o zaman kavradım ki benim görüntümde bir kasvet var. Bana ayna vermiyorlardı ama ben de önem vermiyordum. Zira yaşadığım vefata yakın tecrübe beni büyülemişti sanki.

Hâlâ göz altlarımdan kulağıma kadar giden  yerlerimde dikiş izlerim var.

Hiçbirine estetik yaptırmadım zira onları hep beğendim. Ben bu vefata yakın deneyimimi bir mucize olarak gördüm. Tekerrür yaşama dönmemi bir mucize olarak gördüm.

Yaşadığım yeisten dolayı beyin kanaması geçirdim

Bu kaza yaşamında neyi değiştirdi?

– Her şeyi… Aileme ilahi aidiyet duygusu duydum. Bu aileye doğmamın bir sebebi olduğu bana anlatıldı. Gittim, şartsız sevgi ile karşılaştım ve döndüm. Benim vefatla karşılaşmam 5 kez oldu; 4 tanesi kızım Almila doğmadan evvel. Bana ailede”9 canlısın” derler. Bu ocakta yaşadığım beyin kanamasıyla 5 canım gitti…

Çok geçmiş olsun.

– Son yaşadığım ailevi nedenlerden dolayı yeisten beyin kanaması geçirdim. Kanayan damarımın ikinci bir başı olduğu için olağanüstü bir biçimde yaşamda kaldım. Yoksa makbuzum çekilmiş gibi can verip gidecektim ama vefattan hiç korkmadım. Sadece Almila’yı yalnız vazgeçmek duygusu beni çok üzdü. O surattan Allah beni yanına almadığı için şükrettim.

Geçen sene neler oldu

Esra Oflaz Güvenkaya, 1998 senesinde abisi Fatih Oflaz ile beraber MCD isimli işletmeyi kurarak yabancı kanalların Türkiye temsilciliklerini aldı. Ancak aile, geçen sene Fatih Oflaz’ın öz kızına cinsel istismar bulunduğu haberiyle sarsıldı. Duruşmada öz kızına cinsel istismarda bulunmaktan
18 sene 9 ay mapus cezasına çarptırılan Fatih Oflaz, yurtdışına kaçtı.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

iframe height: 100% !important;]]>

Son 24 saatte ne oldu? 10.02.2019İşte Türkiye ve dünya gündemine dair büyümeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..

daha fazla video için

 

Tags: Esra Oflaz Güvenkaya, Esra Oflaz Güvenkaya fotoğrafları, National Geographic Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir