Türkiye’nin ilk manili belediye başkanı anlatıyor: “Bana elini uzatana ben yanağımı uzatıyorum”

Türkiye’nin ilk manili belediye başkanı anlatıyor: “Bana elini uzatana ben yanağımı uzatıyorum”

Mayıs 12, 2019 9 0 0

Tebrik edenler, yalnızca merhabalaşmaya gelenler, sohbet etmek isteyenler, arzlarını iletenler… Kalabalık hiç eksilmiyor sanki… Kimseyi geri çevirmiyor, herkesi tek tek herkesi dinliyor; günde neredeyse 20 saat çalıştığı bir haftanın bütün ortasında olmamıza karşın yeniden de tebessümüyordu. Nasıl tokalaşmak gerekli? Refleksle elimi uzattım ama kayıtsızlık mı ettim yoksa? “Hayır, reel elinizi uzatmasaydınız üzülürdüm” dedi.

Turan Hançerli, Türkiye’nin ilk manili belediye başkanı. İki kolu da takma. Belediye başkan aday adaylığı sürecinde, “Manili bir belediye başkanı olur mu? Ulusun elini sıkamıyor, yurttaş nasıl karşılar” gibi eksantrik suallere maruz kaldı; oysa o, insanlarla içten bağlantının her mevzuda anahtar olduğunu düşünüyor: “Bana elini uzatana ben yanağımı uzatıyorum. İnsanlar kendileriyle tokalaşmak yerine kucaklaşan bir başkan adayını daha çok beğendi.”

iframe height: 100% !important;width: 100% !important;]]>

Turan Hançerli

daha fazla video için

Hançerli’nin hikâyesi, 1975 senesinde Tokat’ta başladı. Çiftçi bir ailenin gayretli çocuğuydu. Yedi yaşındayken ailesine takviye etmek için hayvan yayıldırmaya başladı. Ama usunda, kalbinde, hayalinde hep okumak vardı. Hatta mektebe sırf bu surattan bir yıl erken yazıldı. “Çok iyi bir kısımda okumasam da kısa ve süratli bir biçimde yaşama atılmam gerekli” diye düşünüyordu, Hacettepe Üniversitesi Muhasebe Kısmı’nü kazandı. O günlerde babasına ait buğday tarlasında çalışmaya devam ediyordu. Bir gün, bir kaza oldu. Tarlada çalışırken kolları patoz cihazına kapıldı. Tasarılarında iki gün sonra gidip kayıt yaptırmak vardı. Oysa iki kolu da kopmuştu. 18 yaşındaydı ve artık apayrı bir yaşamı olduğunu çoktan anlamıştı.

Türkiye’nin ilk engelli belediye başkanı anlatıyor: “Bana elini uzatana ben yanağımı uzatıyorum”

Kendime ‘Başkaları daha makûs’ diyemiyorum
İnsanlar, yaşamının en güç kısmının o kaza olduğunu varsayıyor. Ama işin reeli öyle değil. 12 yaşındayken eğitimi için ailesinin yanından ufalayıp Tokat’ta kent merkezindeki konutlarına yerleşmişti. Akşamlarını sobasını kendi yakıyor, yemeğini kendi yapıyordu. Bazı geceler karanlıkla, bazı geceler soğukla cebelleşti ama bir şeyi çok iyi bildi: “Yaşamı ertelemeden mesullüklerini yerine getirmezsen, her gün bir evvelkinden daha makûs olabilir.” Bırakmamayı, muvaffak olmanın hazzını o senelerde bildi. Bütün de bu surattan “Kollarım olmadığından, zekayla, dille yapacağım bir işim olsun” dedi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Bu arada patos cihazının üretici işletmesine de dava açtı ve bunu dinlediğinize de hiç donakalmayacaksınız zira mesul işletmenin tazminatı ödemesi 15 seneyi buldu! Hançerli o parayı da yürüme manililere akümülatörlü sandalyeler almak için tüketti: “Haklı olana, gereksinimi olana dayanak olmayı bir iyilik olarak görmedim. İnsan olmanın gereği bu.”

class=’cf’>

Çalışanların yarı yarıya bayan olması lafım var
Seçim evveli, “Lüks makam vasıtalarını kaldıracağız” demiştim, kaldırdık. Gözetmesiz dolaşıyorum, kendi vasıtamı kullanıyorum, motorinini de kendim koyuyorum. Natürel ki bir vasıta edineceğim ama pahalı olmayacak, öbür belediye başkanlarının kullandıklarının en az beşte bir maliyetinde olacak. Bir evvelki yarıyıl, belediye çalışanlarının ücretleri ödenmemişti. Kazanç gelmez ödedik. Yollarda tamiratlar yapılmaya başlandı, çukur ve hendekler kapatılıyor. Kazanç ve gider tablosunu paylaşmak için hazırlıklarımızı yaptık, başlayacağız. Borçlu bir belediyeye geldim. Para yok; kazançlar giderleri karşılamıyor. Güç olan şeyler var ama benim yaşamım zati hep güç oldu. Güç şeylerden korkmuyorum. Çiftçi çocuğu, kendi ayakları üzerinde duran bir avukat, 25 senelik sivil toplumcu, başkasının tasasını tasa edinen biri belediye başkanı oldu. Şifrem, denklik ve hak. Asla bir müteahhitin daha zenginleşmesi için çalışmayacağım. Seçim kampanyası zamanınca şunun lafını verdim: “Zenginleri daha zengin etmek için değil, sizin meselelerinizi çözebilmek için ismeyim.” İlk iş günümden herkese söylediğim şey şuydu: Kimsenin belediyeyle bir çıkar ilişkisi olamaz. Sakın bana yurttaşın değil, şahısların veya müesseselerin avantaj sağlayacağı projelerle gelmeyin. Belediyeciliğin özü yurttaşın yaşamını basitleştirmek, meselelerini çözmek, hatta bir mesele olduğunu yurttaş daha sezmeden çözmektir. Emelim öngörülü, tasarılı, sistemli bir belediyecilik yapmak. Belediyede çalışanların yarı yarıya bayan olması doğrultusunda da lafım var.”

 

 

 

Tags: Avcılar, CHP, Engelliler Haftası Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir