Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a kazancım

Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a kazancım

Şubat 10, 2019 40 0 0

Yarım yüzyıl devam ettirebildiğiniz muvaffak olunuz için tebrikler. İstanbul edisyonunun da 18’inci seneyi. İstanbul tam dünya kentlerinden evvel işbirliği yaptığınız ilk kent. Kentimizle hikâyeniz nasıl başladı?
– Deniz Mizaçsal sayesinde. Time Out İstanbul’un yayın rejisörü. Biz reelinde ikinci Time Out’u, yeniden Manchester gibi bir İngiliz kentinde çıkarmak istiyorduk. Ama diğer kentler Time Out’u taşıyacak büyüklükte değildi. Elimizde Paris, Roma ve Moskova alternatifleri de vardı ama İstanbul mükemmeldi. O surattan ilk lisansı İstanbul’a verdik. İnsanlara şunu söylerim: Bana bir bilet armağan etseniz Paris yerine İstanbul’a giderim. Bunu bir Fransız gazetesine de söyledim; Fransızlar çok bozuldu natürel.
◊ Neden böyle düşünüyorsunuz?
– İstanbul’un ilgisiz kalınamayacak dinamizminin yanında! Yemek, gece yaşamı, sanat… Paris değişmiyor ki. Bence İstanbul her yarıyılın ve her zamanın kenti.
◊ Biz de İstanbul’da güç zamanlar yaşadık. Terör, darbe teşebbüsü, ekonomik kriz… Ama belki Time Out İstanbul’un 28 Şubat’taki en iyiler mükâfat merasiminde sizi kentimizde görebiliriz.
– Söz veremiyorum ama elimden geleni yapacağım.
◊ Kentin en hoşlandığınız, özlediğiniz yerleri nereleri?
– Bebek, tam o Boğaz hattı ve Beşiktaş. Orada yürümeyi özlüyorum. Ve İstanbul’un dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan terasları… Mikla mesela. Bir de İstanbul Çağdaş’i anımsıyorum. Yemek de yemiştik orada.
En az bizim kadar Avrupalısınız
◊ Londra’daki Türk camiası her geçen gün daha görünür oluyor. Dünyanın bu iki büyük kenti birbirini nasıl etkiliyor, nasıl besliyor sizce?
– Southbank Centre’ın Londra’nın en büyük kültür-sanat merkezlerinden biri. idareyicilerinden biri dahi Türk.
◊ Bengi Ünsal…
– Öteden beri hep Türk lokantaları vardı ama alışıldık kebap dükkânlarının yanı gizeme artık Türkler büyük oyuncu… En son, Londra’nın en iyi 50 listemizde iki Türk lokantayı var mesela. Antepliler ve Oklava. 1970’lerin Türk saykodelik müzikleri de çok popüler Londra’da. Partileri filan yapılıyor ama adları anımsayamıyorum.
◊ Selda Bağcan hep popüler ama en son yapılanlar Barış Manço ve Cem Karaca geceleri.
– Diğer ülkeleri öğrenemem ama İngiltere’deki Türkler en az bizim kadar Avrupalı.
Kentin inişli çıkışlı topografyası
◊ En son Financial Times ‘İstanbul’da Hayatak İçin 5 Neden’ başlıklı bir yazı yayımladı. Sizin nedenleriniz neler olurdu?
– En başta yaşamın caddede yaşandığı bir kent olması. Sonra kentin silueti. Başka Bir Deyişle inişli çıkışlı topografyasından bahsediyorum. Bir de her yerde karşılaştığınız o yemek spektrumu var. İnsanlarının çok tatlı olduğunu dinlemekten usanmışsınızdır…
◊ E azıcık.
– O zaman sana yeni bir şey söyleyeyim: Tam tarihi servet bir kenara… O kadar büyük bir kentin içinde fark edemiyor olabilirsiniz ama çok garip çağdaş mimari misalleri var. Ama adlarını sorma; olası değil şu anda sayamam. Bak, Paris’e geri dönelim: Bunları orada bulamazsın. Bir de herkes İngilizce öğreniyor.
◊ Nasıl başka bir deyişle?
– Rusya’da ya da Çin’de yaşadığınız o dil engelini Türkiye’de yaşamıyorsunuz. Sanırım beden diliyle ilgili bir şey. Dedim ya; Avrupalısınız. İstanbul’da bir biçimde uyuşup yolunuzu buluyorsunuz.
Halama 60 sterlin borcumu ödemedim
◊ Time Out’u halanızdan aldığınız 60 sterlin’le kurmuşsunuz. Sonra yaptığı yatırımdan iftihar dinledi mi? Ödünç aldığınız parayı geri ödediniz mi?
– Hayır. 21 yaşında aldığınız pek çok şeyi geri ödemezsiniz. Gülüyor İlk başta çok az bireydik. Ben, tiyatro yazan bir şahıs, sinema yazan, müzik yazan, ce tasarımcı… Üç haftada bir çıkıyorduk. Zira her hafta çıkmaya eforumuz yetmiyordu. İlk yılın sonunda iki haftaya indik. En sonunda haftalık olduk ve 200 sayfanın üstüne çıktık. Yalnızca müzik kısmı 20 sayfayı geçti.

Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a gelirim

◊ Peki medyanın dijitalleşmesinden nasıl etkilendiniz? Bugünkü şartlarda olsa aynı serüvene atılır mıydınız?
– 1995 ya da 96 olmalı. Biz web sitesi kuran ilk yayınlardan biriyiz. Aramızdaki ilk müzakeremiz, “Mecmuadaki her şeyi internete koymalı mıyız? Acaba bu, mecmuanın satışlarını nasıl tesirler?” mevzusuydu. Bu müzakere çok uzun sürmedi. Birkaç yıl içinde anladık ki artık ne yaparsak yapalım, boş.
◊ Sonra ne yaptınız?
– İnternette azalık gibi şeyler sınadık. İnsanlar mecmuaya para ödüyorsa, neden aynı içeriğe internette üç-beş pound ödemesinler ki? Ama ödemediler. Ne yaparsak yapalım 7 bin abonenin üzerine çıkamadık. Usumuza ‘freemium’ kavramı geldi İngilizcede parasız ve nitelikli kelimelerinin sentezi. Aza rakamı bir anda 750 bine çıktı. Sonra bunu basılı mecmuaya da uyguladık. Parasız olunca insanların gözünde kıymeti düşer mi diye evham ettik ama netice hiç de bu olmadı.
İyi gazeteci seçki yapmak istemez
◊ Şu anda dünyanın 40 kentinde çıkıyorsunuz. Sizce insanlar sizi neden takip ediyor?
– Zira ne konuştuğumuzu, ne anlattığımızı öğreniyoruz. Onca sanat galerisi, lokanta ya da tiyatro… Kafa karıştıran bir lekelilik var. Tam bunların arasında neyin iyi, neyin seçim edilebilir olduğunu inceleme eden uzmanlarımız insanlara yol gösteriyor. En iyilerin toplandığı bir seçki gibi. İnsanlara yaşamlarını ve kentlerini nasıl daha dolu dolu yaşayacaklarını anlatmaya çalışıyoruz. Hak edene hakkını teslim ediyoruz. Yalnızca popüler olanları değil, bazen kıyıda köşede kalan ama keşfedilmemiş iyi yemek, iyi müzik gibi şeyleri… Bu da bize daha çok okuyucu ve daha çok kent kazandırıyor.
◊ Sizce bunda yaptığınız en iyi seçkilerinizin tesiri ne kadar?
– İyi gazeteciler seçki filan yapmak istemez. Zira sıkıcı bir şey. Onlar kalem oynatabilecekleri, yazı hünerlerini gösterebilecekleri mevzularda çalışmayı isterler. Ama bu listeler, yapılan bu seçkiler çok ehemmiyetli. O kadar ehemmiyetli ki biz yapmaya başladıktan sonra, anlı ünlü günlük gazeteler de böyle seçkiler yayımlamaya başladılar. Siz de Hürriyet’te yapıyor musunuz?
◊ Evet. Üstelik çok sıkı takip ediliyor.

Kapak hikâyemiz afallatmak üzerine heyeti
Japon sancağından Liverpool kapağı yaptık
◊ En iftihar dinlediğiniz Time Out kapakları hangileri?

Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a gelirim


– Aman Yaradanım, benden 50 senelik bir arşivi taramamı istiyorsun! Neyse ki bu mevzuda hazırladığımız bir kitabımız var. Hatta sergisini dahi yaptık. Kapak hikâyemiz afallatmak, beklenmeyeni yapmak üzerine heyeti. Bizim Pearce Marchbank isminde efsanevi bir görsel rejisörümüz vardı. En unutamadığım kapaklardan biri onun işi: Kıskançlık üzerine bir sayı… Yemyeşil, üzerinde başka hiçbir şey olmayan, yalnızca ‘kıskançlık’ yazan bir kapak hazırladı. Gözdelerimden biri. Bir diğer gözdem de Liverpool kapağıydı. Renkleri kırmızı-beyaz olduğu için Japon sancağına yollama yapan bir kapak hazırlamıştık. Beyaz üzerine kırmızı bir futbol topu. Başlık: Rengin ismi kırmızı…

class=’cf’>

Eşcinselleri gettolaştırmadık
Time Out yayımlandığı ilk günden itibaren değişik hayat stillerine hürmetli davranmasıyla öğrenilen bir yayın. Sizce LGBT ve diğer hayat stillerini cesaretlendirmede ne kadar tesirli?
– 1970’lerde Londra’da bir hayli gay kulübü vardı. Ve biz de ayrı bir gay seksiyonu yapmayı düşündük. Ama sonra takımımızdan “Neden ayrı bir gay kısmı yapıyoruz ki? Bu, eşcinselleri gettolaştırmak demek” diye çok itiraz geldi. O gün bugündür böyle cinsel bir ayrım yapmıyoruz. En iftihar dinlediğim tutumlarımızdan biridir.

Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a gelirim

Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
Time Out’un İstanbul’la flörtü, Time Out İstanbul çıkmadan evvel, 2000’de hazırladıkları İstanbul kılavuzuyla başladı. Kılavuzun kapağında Atatürk, içinde yalnızca mekân, mahalle, kayda bedel kültürel ve sanatsal aktiflikler yoktu. Bülent Ersoy, Zeki Müren gibi Türk ikonlarından ‘Çekoslovakyalılaştıramadıklarımzdan mısınız’ gibi başka dillerde tesadüfülmeyecek, yalnızca Türkçeye has incelikler de yer alıyordu. Time Out İstanbul, 2001 Şubat rakamıyla yayımlanmaya başladıktan sonra da Tarkan, Türkan Şoray, CemYılmaz gibi ikonlar kapak mevzusu olmaya devam etti. Mecmuanın kumpaslı yaptığı yeme-içme mükâfatlarıysa 28 Şubat’ta.

Şu anda bir biletim olsa Paris’e gideceğime İstanbul’a gelirim

Tags: LGBT, Liverpool, Time Out, Tony Elliott Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir