Hoşluk şansına yaptıkları çok donakalttı! Dünyanın en garip ananeyi...

Hoşluk şansına yaptıkları çok donakalttı! Dünyanın en garip ananeyi…

Şubat 12, 2019 80 0 0

1 / 31

Hoşluk şansına yapılan bir eziyet lotus ayaklar. 10. asır’dan 20. asır’a kadar süren acı dolu bir anane. Menedilmesine karşın hâlâ sürdürenler var. İşte bu garip anane hakkında eksantrik bilgiler…

Resimler: Alamy, İngimage

2 / 31

Tang hanedanına üye Çin imparatorunun, minik ayaklarını ipek bezle sararak dans eden bir bayana âşık olmasıyla beraber bu uygulamanın da fitili ateşlenmiş oldu.

3 / 31

Evvel öbür bayanlar, sonra üst seviye aileler arasında popüler olan ‘foot-binding’ başka bir deyişle ayak bağlama kısa zamanda tam Çin’e dağıldı.

4 / 31

Önceleri hoşluk için başlayan ayak bağlama uygulaması, bayanların cemiyetsel yaşamda görünmesinin güzel karşılanmadığı Antik Çin cemiyetinde kısa zamanda aynılaştı. Ayakları lotus çiçeği biçiminde bağlanan kız çocukları gördükleri saygıdeğerlik sayesinde daha zengin eşler buluyor ve daha iyi ailelere gelin oluyorlardı.

5 / 31

Bazı kaynaklara göre, ayakları lotus biçiminde bağlanan bir kız Çin İmparatoru ile dahi evlenebilirdi.

6 / 31

Ayak bağlama operasyonu kız çocuklarına 4 ila 6 yaş arasında yapılıyordu.

7 / 31

Ayrıca henüz çok minik olan çocukların bu vahim ananeye itiraz etme bahtları da yoktu.

8 / 31

Daha sonraları bu vaziyet anane haline gelmiş ve minik ayaklı bayanlar erkekler tarafından alaka görmeye başlamış. Ayakları basmakalıp ya da bayağının üzerinde miktarlara sahip bayanlar ise ayaklarını küçültmek için farklı usuller geliştirmiş…

9 / 31

Demir pabuçlar giymiş, ayaklarını sıkıca sarıp sarmalamış, neticede ayakları minik ama deforme olarak hayatlarını sürdürmüşler.

10 / 31

Günümüze gelindiğinde ise bu ananeyi sürdüren bayan rakamı son derece eksilmiş ve neredeyse kaybolmaya surat yakalamıştır.

11 / 31

Dünyada tıpkı bu vaziyet gibi bilince çok donakalacağınız garip ananeler var. İşte onlardan kimileri…

12 / 31

Burada kiloluluk zenginlik göstergesi
Moritanya’nın yerlilerinde zenginlik olgusu kilolulukla aynılaştırılıyor. Bu nedenle anneler 5-15 yaşındaki kızlarını şişmanlatmak için özel bir mücadele tüketiyor.

13 / 31

Bayan ne kadar kilolu olursa babası ya da eşinin o kadar zengin olduğu anlaşılıyor.

14 / 31

Dünyanın en uzun boyunlu bayanları burada
Dünyanın en uzun boyunlu bayanları unvanını taşıyan Padaunglar, Red Karen Karenni Kabilesi‘nin bir alt gurubu…

15 / 31

Shan dilinde uzun boyun anlamına gelen Padaunglar aynı zamanda ‘zürafa kızlar’ olarak da öğreniliyor. Bir Padaung bayanı yaşamı süresince vasati 20 millete takmaktadır.

16 / 31

Yaklaşık 10-12 kg ağırlığı bulan bu ağır pirinç halkalar zamanla omuzları alt bastırarak bedenin biçimini bozarak boynu uzatıyor. 5-6 yaşlarındayken çocukların boyunlarına milleteler takılmaya başlanmakta ve her sene halkaların rakamı artırılmakta…

17 / 31

Tükürerek selamlaşan kabile
Kenya ve Kuzey Tanzanya bölgelerine yaşayan Masailer, selamlaşırken birbirlerine tükürmeyi seçim ediyor.

18 / 31

El sıkışacakları zaman eline tüküren Masailer yeni doğan bebeklerin de suratına tükürüyor.

19 / 31

Masai erkekleri böylece makûs ruhların bebeklerden uzaklaşacağına inanıyor. Bizdeki nazar kavrayışına benzeyen bu anane sürdürülmeye devam ediyor.

20 / 31

Erkekliğe adım dayakla başlıyor
Etiyopya’nın Hamar Kabilesi’nde ise bir erkeğin, erkekliğini göstermesi için dayak yemesi gerekiyor.

21 / 31

Herkese sarih bir alanda evvel dans ettirilen genç erkek, ardından kız dostları ve ailenin büyükleri tarafından sopayla vuruluyor.

22 / 31

Vücudunda yaralar oluşana dek uygulanıyor.

23 / 31

Papua Yeni Gine’de vahim bir anane
Papua Yeni Gine’de, Morobe tepelerinde yaşayan kabile milletinin çok garip bir ananeleri var. Ölülerini gömmek ya da yakmak yerine, ateşte tütsüleyip, bambu kafeslerle köyün yüksek yerlerine asıyorlar. Köyü ziyaret eden turistlerin korkuyla izlediği bu manzara, gerçeğinde onlar için ölülerine verdikleri en büyük iftihar. Öncelikle ölü hazırlayıcılar, cesetlerin ayaklarında, dizlerinde ve dirseklerinde birer kesik açıyorlar.

24 / 31

Daha sonra karınlarına bambu çubuklar daldırıyorlar ve bu biçimde, bedendeki tam yağ kuruyup gidiyor. Akan yağları bir yerde topluyorlar. Daha sonra bu yağlarla yaşamdaki akrabaları yağlayan yerliler bu biçimde ölülerin enerjisini yaşayanlara geçirdiklerine inanıyorlar. Artan yağlar, aynı nedenden, yemek imalinde kullanılıyor. Gözleri ve ağızları kapatılan cesetler tütsülenip ebediyete kadar bambu kafeslerin içinde, köyün etrafını süslemeye devam ediyor.

25 / 31

Bir eksantrik kabile: Berberiler
Berberiler, bugünkü Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas’ı içine alan Kuzey Afrika’nın öğrenilen en daha önceki yerli ulusu. Bazı mağara fotoğraflarının bulunmuş olması, Berberiler’in bu paleolotik toplulukların soyundan gelmiş olabileceği tezini kuvvetlendirmekte.

26 / 31

Berberi Kabilesi bayanları ananeleri gereği suratlarına, kollarına ve baldırlarına yeşil ve mavi karışımı bir renkle hırpalama yaptırıyor.

27 / 31

Bu geniş coğrafyada göçebe ya da yarı-göçebe olarak yaşayan daha önceki kabile… Berberilerin ‘Berberice’ ismini verdikleri bir dile sahipler. Bu dilin abecesi bugünkü İbraniceye oldukça benzemekte…

28 / 31

Ölüleri kabirden çıkarıp giydiriyorlar
Endonezya’nın Güney Sulawesi Bölgesi’nde ‘Ma’nene’ olarak adlandırılan ritüel, tüyleri diken diken ediyor. Bölgede yaşayanlar, her üç senede bir ölülerine olan hürmetlerini göstermek ve onları şereflendirmek için kabirleri açıyorlar. Açılan kabirlerden çıkarılan ölülerin üzerlerindeki elbiseler arınılıyor, gerekirse yenileri giydiriliyor.

29 / 31

Aile aboneleri, can vermiş akrabalarının kabirlerini tek tek açıp, cesetleri dışarı çıkarıyorlar. Sonrasında da, ölülerini yeni kıyafetleri ile beraber kasabanın çevresinde yürütüyorlar. Yerel millet, can vereli asırlar olsa dahi, aile abonelerinin hâlâ kendileriyle beraber olduğuna inanıyor. Vefatlarından sonra iyi korunan cesetler kabirlerinden çıkarılıp, elbiseler değiştirildikten sonra kasabayı dolaşıyor ve sonrasında tekerrür kabirlerine dönüyorlar.

30 / 31

Kafatası avcıları olarak öğreniliyorlar
Hindistan’ın kuzey doğusundaki Nagaland eyaletinde yaşayan 16 kabilenin en büyüğü olan Konyaklar savaşçı bir kabile. Geçmişte köyler arası müzakerelerden faydalanarak toprak ve iktidarı ele geçirmişler. Düşmanlarının atağını evvelden görmek için de köylerini dağın tepesine kurmuşlar. Konyakların geçmişi asırlar öncesine sabrediyor. 1940’lardaki yasağa değin kafatası avcılıklarıyla tanınmış olmuşlar.

31 / 31

Düşmanını öldürüp kafasını koparmak genç erkekler için erişkinliğe adım atmanın ispatı olarak görülüyordu. Başarının mükâfatı ise surata yapılan vurmalar. Nagaland’da son kafatası avcılığı 1969’da olmuş. Her Konyak evinde avlanan hayvanların kafatasları birer onur kaynağı olarak sergileniyor. Kafatası avcılığı yarıyılında insan kafatasları da sergileniyordu fakat yasak yürürlüğe girince geçmişin bu izleri toprağa gömüldü.

Tags: kabile gelenekleri, kabilelerin hayatları, Seyahat, Seyahat Haberi Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir