Gurbette çocuk geliştiren anneler anlatıyor: Hem huzur hem üzüntü, hem serbestlik hem özlem, hem rahatlık hem çaba...

Gurbette çocuk geliştiren anneler anlatıyor: Hem huzur hem üzüntü, hem serbestlik hem özlem, hem rahatlık hem çaba…

Mayıs 6, 2019 8 0 0

İki pazarlama bağlantıyı uzmanı, Pınar Erbaş Erdurmaz ve Esra İyidoğan Pencereci tarafından kurulan ve 90’a yakın ülkeden 20 bin muhacir kadının abone olduğu grup, yola ‘anneler’ lafıyla çıkmış olsa da kısa zamanda her türlü değişikliği barındıran bir ‘bayan’ grubuna dönüştü. Çokdilli çocuk yetiştirirken nelere dikkat etmeli, basit yabancı dil bilmek için neler yapılabilir, çocuklara eşcinsellik nasıl anlatılır, muhacirlik aşkı öldürür mü, Türkçe konuşan avukat ve terapist nasıl bulunur… Hayata dair her ama her mevzuda birbirine takviye oluyor, doğrultu gösteriyorlar. Hatta dostlarına sormaya çekindikleri öbür mevzularda dahi… Yurtdışında yaşayan 14 bayanla, muhacirlik tecrübelerini konuştuk.

Muhacirlik serbestlik veriyor ama savrulmalara da sarih hale geliyorsunuz
Selcen Öztürkcan; 42

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


class=’cf’>

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


ODTÜ Fizik mezunuyum; doktoradan sonra Finlandiya’da bir senelik burs kazandım. Eşim işi dolayısıyla Türkiye’de kalacak, biz şu an 4 yaşında olan kızımla buraya gelecek ve bir buçuk sene sonra dönecektik. ‘Muhacir Anneler’ grubunda yaptığım ilk paylaşım, “Ben şimdi ne halt edeceğim?” sualiydi. Cesaretlendirici tepkiler aldım. Geçen yaz Finlandiya’ya taşındım. Muhacir olmak, sürgünde olmakla tatilde olmak arası bir duygu. Buraya gelince sezdiğim en büyük fark, güvenlik olmuştu. Gecenin kaçı olursa olsun, üzerinizde ne elbise olursa olsun yalnız bir bayan olarak güvendesiniz. Çocuklar mektebe yalnız başına yürüyerek, bisiklet ya da otobüsle gidiyor. Kreş çocukları anne-babalarının elini yakalamıyor. Deniz’i çekiştirmeden yürüyebilmeye uzun süre çok afalladım. Kreşe fiyatsız gidiyor. Kırtasiye parası, servis parası yok. Devlet çocuğa harçlık veriyor. Hayat pahalı değil, ay sonunu hesaplamıyoruz. Ama yeniden de memleketim, meleketim, memleketim… Kesinlikle döneceğim.

Muhacir olmanın en güç kısmı ‘yetişememek’ fobisi
Esra İyidoğan Pencereci; 34

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


Eşime öneri gelince, ailemizin geleceğini de düşünerek yurt dışına taşınma kararı aldık. İki yıldır İrlanda’nın başşehri Dublin’deyiz. Türkiye’de pazarlama idareyicisiydim, burada yoga eğitmeni ve dijital medya uzmanıyım. İrlanda’nın en beğendiğim güzergahlarından biri cemiyeti. İrlandalı olmadığım her halimden emin olsa da dışlayan hiçbir yaklaşımla karşılaşmadım. Ama İngilizce öğrenmeyen oğlum anaokuluna başladığında çok zorlandım. 2 buçuk yaşındaydı, “Beni kavramıyorlar, onları kavramıyorum” diye çok ağladı. Şimdi İrlanda şivesiyle konuşuyor ve bizi aksanımızı düzenliyor. Günlük yaşamımızdaki küçük farklılıklara kazançsak; kuaför kavramı İstanbul’daki gibi yaşamımıza dahil değil. Trafikte daha öncekisine oranla neredeyse hiç müddet kaybetmiyoruz. Unuttuğumuz kütüphane kültürü hayat şeklimizin bir parçası oldu. Çocuğumuzun, Türkiye’deki yakınlarımızla ilişkisini pekiştirmek için yaz aylarını Türkiye’de geçirmeye çalışıyoruz. Konutta yalnızca Türkçe konuşuyoruz. Ailemi, ben görmeden gelişen yeğenlerimi özlüyorum. Muhacir olduktan sonra anneannem ve dayımı kaybettim, anneannemin cenazesine çeper güç yetiştim. Muhacir olmanın en güç kısmı ‘yetişememek’ fobisi.

Kızımın çok kültürlü, çok dilli olmasını istedim
Nilüfer Yünlü; 43

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


Üç buçuk yıldır Uruguay’da yaşıyorum. Türkiye’den dağılma nedenim, kızımın çokkültürlü, çokdilli olmasını istememdi. Dünya insanı olsun, kültürel kalıpları ve önyargıları olmasın istiyordum. İlk evvel ben ve kızım geldik; altı ay yalnız yaşadık. Sonra da eşim ve köpeğimiz geldi. Burada özel yemek organizasyonları yapıyorum, yakın zamanda Türk yemekleri kursu da vereceğim. Başlarda bana kimse destekçi olmadı, her şeyi kendim yaşayarak keşfettim. Üstelik İspanyolcam da yoktu. İnsan istedikten sonra asıl eforunu keşfediyor.

Maçka patlaması son damla oldu
Esra Candan Sağınç; 39

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...

 

Tercih bitkini olan Türkiye’de, çocuğumun hem geleceği hem de güvenliği için kaygı etmeye başladım. Aralık 2016’da iş için Londra’dayken Maçka’daki patlamanın haberi geldi. Benim için son damla oldu. O gece eşimi arayıp Londra’ya taşınmaya ikna ettim. İki yıldır Londra’dayız. Benim için en üzücü gidişat, muhacir olarak ülkem için bir yararım olmadığı şuuruyla yaşamak. Kabahatlilik duygumu Londra’da sandık misyonlusu olarak gidermeye çalışıyorum.

Bizim kızlara sorayım, onlar kesin öğrenir
Hande Dixon; 32

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


2015’te evlendim ve eşimin memleketi Sydney’e taşındım. Uyarlama süreci, kültür şoku, kimilerimiz için dil bariyeri ve Türkiye özlemi… Nihayet bunları kısmen de olsa atlatabildiğimizde, başka bir ülkeye ‘ikinci memleketim’ diyebildiğimiz, daha huzurlu bir yarıyıl başlıyor. Zaman zaman kendimi yalnız hissettim. İnsan anadilinde sohbet etmeyi özlüyor. Bazı mevzularda, ikinci memleketinin insanları tarafına anlaşılamadığınızı seziyorsunuz. ‘Muhacir Anneler’ grubunda, hepimiz belki de birbirimizi ne Türkiye’deki ne de yaşadığımız ülkedeki beğendiklerimizin kavrayamayacağı kadar iyi kavrıyoruz. Usuma gelen her türlü sualde artık “Bizim kızlara sorayım, onlar öğrenir” diyorum.

Uzakta olsak da kalbimiz ülkemizde
İvgen Nayman; 42

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


Son dört yıldır Kaliforniya’da yaşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri yaşadığım beşinci ülke. Buraya taşındığımızda kendimi artık bütün bir ‘göçebe’ gibi seziyordum. Değişik iki kültürden oluşan bir konutlulukta üçüncü bir ülkede çocuk yetiştirmenin bir hayli güçlüğü oluyor. Legal ve kültürel meseleleri tartışabilmek, özlediğimiz bir tada bulunduğumuz yerde erişebilmek, ‘Muhacir Anneler’ grubunun sağladığı olağanüstü basitlikten yalnızca birkaçı. Mesela 2016’da bir proje başlattım. Dünyanın dört bir yanından gönüllülerle Türkiye’nin 13 değişik kentte 14 kütüphane açtık, 10 anasınıfı yeniledik.  ‘Muhacir Anneler’ azalarının verdiği takviyenin büyük tesiri var. Uzakta olsak da usumuz, kalbimiz ülkemizde.

Sosyal devletin eforlu olduğu bir ülkede yaşamak istiyorduk
Zennube Ezgi; 30

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


İki yıldır Hamburg’dayız. Eşimle sosyal devletin eforlu olduğu bir ülkede yaşamak istiyorduk. Gittiğin ülkenin dilini öğreniyor musun? Orada iyi bir kazancın olacak mı? Yabancılara sarih bir yer mi yoksa yakalayıcı mı? Göçe zoraki musun yoksa istediğin için mi göçüyorsun? Eşinle göçüyorsan ilişkinize güveniyor musun? gibi onlarca sualin cevabına göre şekilleniyor herkesin göçü. Bu güçlü yolda insanın danışacak birilerine lüzumu oluyor. Biz muhacir bayanların birinci durağı ‘Muhacir Anneler’ grubu. Yalnızca lafla değil üstelik. Güç vaziyetteki bir beğendiğine erişemeyen bayanların çok uzaklardan birbirine takviye olduğu, sağlık kurumulara gittiği, orada olamayan birey yerine orada olduğu çok misal gördüm.

Buraya zarif insanlar ülkesi diyoruz
Pınar Erbaş Erdurmaz; 36

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


Eşim ve üç yaşındaki oğlumla beraber, iki yıldır Kanada’da yaşıyoruz. İlk oğlumuz Mart 2016 doğumlu. O dünyaya geldiğinde Türkiye karmaşık bir yarıyıldan geçiyordu. Montreal’in sunduğu imkânları değerlendirdik ve göç faktörün daha manalı olacağına karar verdik. Türkleri çok hoşlanan bir cemiyetin içinde yaşıyoruz. İleride çocuklarımıza burada okuma imkânı sağlayabilmeyi umuyoruz. Büyük oğlum bir yaşından beri Montreal’de yaşamasına karşın Türkçesi muntazam. Buraya zarif insanlar ülkesi diyoruz. Yolda yanlışlıkla birine dokunacak olsanız kimin, kimden kaç defa özür dilediğini afalladığı bir kavrayışları var. Türkiye’de güne pozitif başlasanız dahi o mutlu hali gözetmek bir mesele. Burada keşmekeş ve stres yok.

Türkiye’de daha çok ayrımcılığa uğrardım
Funda Çelikel Esser; 39

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


En büyük hayalim, farklı kültürlerde yaşamak, çeşit çeşit uluslardan dostumun olması ve seyahat edebilmekti. Birkaç değişik ülkede yaşadıktan sonra dokuz ay evvel Bangladeş’e yerleştim. Azıcık su, azıcık yeşillik her yer benim konutumdur, taşırım dünyayı sırtımda her dil benim dilimdir. “Şöyle güç, böyle makûs, ne yapacağız” diyenlere her zaman “Alışırsın, dili de bilirsin, keşke herkes bir süre göçse” minvalinde yorumlar yaptım. Türkiye’deki manikürcülerin niteliğini, kokoreç, midye dolma ve birayı, hafta sonları Türk kahvaltısına gitmeyi çok özlüyorum. Ama dönmek usumun ucundan dahi geçmedi. Memlekette bilim, sanat gibi kavramların hakir görüldüğü bir civar var. Bangladeş’te bir fanusta yaşamak etkilemiyor da kendi ülkemde asap-stres yaparım gibi geliyor. Avrupa’da “E sen mini etek giyiyorsun, görücü usulü de evlenmemişsin. Nasıl başka bir deyişle, Türk müsün?” gibi sualler çok olur. Liberal, çalışan, çocuklu ve bekâr bir bayan olarak acı ama Türkiye’de daha çok ayrımcılığa uğrardım. 

Muhacir Anneler grubu, benim bilirkişi kurulum
Ezgi Ceylan Özdemir, 35

Gurbette çocuk büyüten anneler anlatıyor: Hem huzur hem hüzün, hem özgürlük hem özlem, hem rahatlık hem mücadele...


2014’te bir kızımız oldu. Onun farklı kültürlerle tanışmasını çok istiyorduk. İki yıl evvel eşimin işi sebebiyle Las Vegas’a taşındık. Muhacirlik aralıksız bir özlem hali. Bir an için usunuza bir beğendiğinizin geldiğini ve özlediğinizi düşünün… İşte o duygu halini genele yayan bir şey. Çalışma iznim olmadığı için burada çalışamıyorum. Kendinizi üretkenliğinize belirliyorsanız, çalışamadığınızda mutlu olmanız güç.

90 değişik ülkede 20 bin bayan

‘Muhacir Anneler’in kurucuları Esra İyidoğan Pencereci ve Pınar Erbaş Erdurmaz anlatıyor

‘Muhacir Anneler’ Facebook grubumuz, yurtdışına yeni taşınmış iki yeni muhacir anne olan bizlerin yurtdışındaki yalnızlığımıza çözüm geliştirme lüzumundan doğdu. Bugün 90’dan değişik ülkede yaşayan takribî 20 bin kadının oluşturduğu bir dayanışma platformuyuz. Yola ‘anneler’ olarak çıkmış olsak da zaman içinde tam bayanlara doğru evrildik. Konutlu, bekâr, çocuklu, çocuksuz, kedili, çiçekli, LGBTİ…

Muhacir kadınlar Türkiye’de yaşayan sosyal medya kullanıcılarına göre daha rahat. Aile içi meseleler, çiftler arası meseleler, analığın pozitif/ negatif tarafları, bekâr analık, uyum güçlüğü gibi bir hayli mevzuda daha sarih görüşebiliyoruz. Sığınma, boşanma, kandırma, aile içi şiddet gibi saklılık gerektiren mevzularda, biz moderatörler, sualleri gruba adsız olarak soruyoruz. Psikolog, avukat, hekim gibi azalarımız gönüllü takviye sağlıyor.

Azalarımız arasında yaptığımız araştırmalardan öğreniyoruz ki Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yaşayanlar, Türkiye’ye daha seyrek seyahat edebildikleri ve zaman dilimi değişikliği fazla olduğu için daha çok zorlanıyor. İskandinavya ve Kanada’da yaşayan aboneler abuhava ve güneşsizlik nedeniyle mesele yaşıyor. Orta Avrupa’ya Almanya, Avusturya, İsviçre göçen bayanlarsa Türklere karşı önyargıyla daha çok karşılaşıyor.

 

 

 

 

Tags: göç, göçmen, londra Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir