Gezginler ikiye parçalar: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Gezginler ikiye parçalar: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Mayıs 6, 2019 10 0 0

Antarktika’ya gitmek için evvel Arjantin’in başşehri Buenos Aires’e, oradan da güneydeki Ushuaia şehrine uçup gemimize bindik. İsmini Charles Darwin’in tabiatı ve mahallî milleti gözlemlediği şöhretli yolculuğuna çıktığı aynı isimli gemiden alan Beagle Kanalı’nda izlerken albatros ve dev petrel kuşları bize eşlik etti. Ushuaia’ya Antarktika kıtasından en yakın yer, 900 kilometre. uzaklıktaki Güney Shetland Adaları. Bu adalara varmak için asırlardır gemicilerin fobili düşü olan ‘Drake Geçidi’nin geçilmesi gerekiyor. İsmini, Macellan’dan sonra ikinci kere dünya etrafında gezdiği kabul edilen şöhretli İngiliz gemici ve kâşif Sir Francis Drake’deri alan geçit, farklı hava koşullarına göre süratle değişen güçlü akıntıları, kasırgaları ve olağanüstü eforlu dalgalarıyla meşhur.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Sekiz cins penguen yaşıyor
Yolculuk makûs havalarda üç gün kadar sürüyor. Böyle havalarda 8-10 metreyi bulan dalgalar sebebiyle yolcuların çoğu kamaralarından çıkamaz, kusmaktan uyuyamaz ve yatamazmış. Biz en makûs gidişatlara hazırdık. Hekim izniyle alınan ilaçlar, bileklikler, peksimetler dahil lüzumlu tüm malzemeyle donatılmış vaziyetteydik. Ama o da ne? Yolculuğun en çalkantılı ve güçlü geçmesini beklediğimiz Drake Geçidi, soğukkanlı bir göl gibi… Suratlarımız güldü. Herkes yemeğini yedi, alkolünü içti. Tabiat bizden yanaydı, giderken de dönerken de Drake Geçidi sakindi ve hava neredeyse her gün masmaviydi.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Geçidi arkada vazgeçtikten sonra karşımıza çıkan buzdağları, Antarktika Yarımadası’na geldiğimizi söylüyordu. Zati sağımızda solumuzda balinalar da kuyruk göstermeye başlamıştı. Yarımadaya 120 kilometre. uzaklıktaki Güney Shetland Takımadaları karşımızdaydı. İlkin zodyak botlarla at nalı şekilli Deception Adası’nın Bailey Head isimli koyuna çıktık. Eşsiz, harikulade bir civar… Kıyıda uyuyan foklar, aralarında yürüyen penguenler… Daha evvel dünyanın bir hayli yerinde penguen görmüştüm ama bu adada dağ taş penguen kolonileriyle kaplıydı. Gemideki seminerlerde bize Antarktika’da sekiz ana cins penguen olduğu anlatılmıştı. Bu adadakiler, çizgili çeneli ya da sakallı penguenlerdi. Onları rahatsız etmeden aralarında yürüdük. Herkesin usu başından gitti, resim için sıraya girildi.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Tabiat için sıkı tedbirler
Gemideki yoğun seminerlerde yapılmaması gerekenler bize ezberletilmişti. Canlılara hiçbir biçimde hasar vermeyecek, 3-5 metreden fazla yanaşmayacak, onları ürkütmeyecektik. Kazara penguen bize doğru yürürse onu bekleyip ani hareketlerden sakınacaktık. Gezginlerin karadaki ya da denizdeki hayvanlara bir şey vermesi yasaktı. Karaya çıkarken gemiden bir şey taşıyamazdık, karadan da gemiye bir şey getiremezdik. Gemideki ikinci günümüzde karaya çıkarken kullanacağımız pantolonların, gömleklerin cepleri haşere gibi rastgele bir canlı olabilir diye hakimiyet edilmişti. Gemi tüm yolcularına sarı bir parka armağan etti ve gezi sırasında kullanmak üzere birer çizme verdi. Karaya çıkacaksak gemiden inerken ve gemiye binerken çizmeleri kimyevi bir akışkandan geçiriyorduk.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

En güneydeki postane
Deception’ın ardından Cuverville Adası’nın çevresinde zodyaklarla gezi yaptık ve adaya çıktığımızda bu kere ‘gentoo’ penguenleriyle tanıştık. Daha sonra İngilizlerin 1944 senesinde bir bina kondurdukları Port Lockroy’a ayak bastık. Bina 1996 senesinde restore edilmiş ve hem bir müzeye hem de bir postaneye dönüştürülmüş: Dünyanın en güneyindeki postane… Dileyenler pasaportlarına oranın damgasını da vurdurdu. Daha sonra hasta olan bir yolcuyu ufak uçakla Puerto Williams’taki sağlık kurumuna yollamak için King George Adası’na döndük. Gemideki hekim dışında Antarktika’da ilkyardım yapabilecek bir sağlık kurumu yok. Bu sayede orayı da gördük. 1961’de yürürlüğe giren ve Türkiye’nin 1996’da imza attığı Antarktika Uyuşması’na göre, adada faaliyet gösteren 20 dolayında bilim merkezi hakkında bilgilendirildik.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Tabiatnın eforunu hissetmek
Daha sonra yine güneye inmeye başladık. Bu arada sıradan turist rotalarında bulunmayan yerlere de uğradık. Bunlardan biri Spert Adası ve etrafıydı. Kendimizi dağ buzlarının ve buzdağlarının çevrelediği bir civarda, şahane kaya yaradılışları içinde bulduk. Soluklarımız yakalandı. O gün D’Hainaut Adası gezisi sonrasında Cierva Koyu’nda geç saatte güneşi daldırdık. Dünyanın bir hayli yerinde, us almaz civarlarda günbatımı izlemişimdir. Ama Antarktika’daki apayrıydı. Kimseler yok, siz ve o eforlu tabiat… Tabiatnın eforu sihirlerken korkutuyor da… Zira her şeye hâkim olan o. Gemideki en ileri teknolojiye sahip aygıtlar dahi onun ne yapacağını kestiremiyor. Günbatımı suskunluğunda bir yandan da insanlığın kutup serüvenlerini düşünüyorum. Belirsizi bulgu isteği, fobiye karşı duruş, kendini aşma yolunda çekilen çileler, güçlükler, kahramanlıklar ve felaketler… Nihayet Antarktika Yarımadası’nın ‘Portal Noktası’na, başka bir deyişle kapısına eriştik. Çok coşkuluyuz zira kıtaya ayak basacağız. Kimimiz özel Antarktika sancağıyla resim sürüklüyor, kimimiz harikulade doğal manzara içinde kendini kaybediyor…

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

En güneyde suya dalış
Enterprise Adası’nın bir koyunda, 1915 senesinde batmış balina avcılarına ait bir tekneye bakıyor ve gemi seminerlerinde bizlere aktarılan fokçuların, balinacıların kaba hayata verdiği hasarları andırıyoruz. Sonunda 66 derece 33 dakika 39 saniye enleminden geçtiği zannedilen Güney Kutup Dairesi’ne vardık ve geçtik. Geçişimiz güvertede şampanyalarla kutlandı. Bu grup Türkiye’den Güney Kutup Dairesi’ni geçen ilk turist grubu oldu. Şampanyalı kutlamanın ardından bazı gezginler suya daldı. Sonra yeniden zodyaklarla devasa buzlar deryasında gezi yaparken kalın bir deniz buz kütlesinin üzerine çıkıp resim sürüklettik.

Balinalarla yakın temas
Zodyaklarla gezerken sağımızda solumuzda tekli, ikili, üçlü gezen farklı cinste balinalar görüyoruz. Bazısı karnını doyurmuş uyuyor, kimi avlanmaya devam ediyor. Soluklanırken, başlarının tepesindeki soluk deliğinden sesli şekilde su püskürtüyorlar. Zati varlıklarını da böyle fark ediyorsunuz. Bir TIR boyundalar ve çok süratli hareket ediyorlar. Fotoğraflamak basit değil. Ama ilk çatalkuyruk resminden sonra onlarca eşi görülünce coşku azıcık düşüyor. İşte bütün böyle düşünürken iri bir balina hemen yanımızda kendini gösterip teknemizin altından geçmez mi! Bir dostumuz hem fobiden haykırıyor hem de deklanşöre basmaya devam ediyor. Zodyaklarla denizde dolaşırken bir yanımızda grup halinde zıplayarak yüzen penguenler, öteki yanımızda başını ve kuyruğunu göstere göstere dalarak avlanan balinalar, azıcık ötede ise fokların dansı… Afallamışlıktan, hayranlıktan ve mutluluktan başımız dönmüş vaziyette. Şimdi kavrıyoruz evraksal izleme neşeyi ile hakikatini görme arasındaki farkı. Artık geri dönüş başlıyor ve Antarktika’nın belki de en hoş yeri olan Lemaire Kanalı’ndan geçiyoruz. 11 kilometre. uzunluğunda, en dar yeri 800 metre olan kanalın yanlarında 300 metreden bir metreye kadar yükselen kayalıklar var. Manzara fantastik, anlatmak için kelimeler beceriksiz. “Yolculuk bitmesin” diye bir güdü başlıyor. Öğleden sonra tabiat, sanatçı titizliği içinde buzdağlarından bir dizi enstalasyon sunuyor. Bir İngiliz lordunun Tac Mahal için söylediklerini uyarlıyorum: Gezginler ikiye ufalıyormuş, Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar…

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Çok sert ve kesintisiz değişen tabiat şartları sebebiyle flora çok limitli. Antarktika anakarası ve adalarda ağaç yok, çalı yok, 400 dolayında farklı cins yosun ve takribî 100 değişik algımsı var. Ama çok zengin bir deniz ekosistemine sahip! Hem deniz hem deniz kıyıları çok zengin. Denizde bir hayli balina cinsinin esas besini olan krillerden bol var. Toplamının 500 milyon ton olduğu zannediliyor. Çok değişik planktonlar, minik organizmalar da büyüklerin ana yiyeceği. Başta albatros, petrel, skua, kormoran olmak üzere 45 dolayında kuş cinsi, sekiz cins penguen Macellan, tepeli, gentoo, adélie, çizgili çeneli ya da sakallı, kaya zıplayanı, kral ve imparator, 120 cins balık, memelilerden altı cins fok kürklü, yengeç-yiyen, pars, ross, güney fili ve weddell ve balinalar… Gemi seminerlerinde balinalar hakkında muhteşem bilgi sahibi olduk. Yanlış ya da yetersiz bilgilerimize de afalladık. Bir memeli cinsi olan balinalar, dişsiz dünyada 15 cins ve dişli dünyada 70 cins balinalar olarak iki alt ekibe ufalıyormuş. Mavi, minke, çatalkuyruk ve kambur balinaları da kapsayan oluklu balinalar dişsiz alt ekibinden. Farklı cinsteki yunuslarla, tüm katil balinalar ve musurlar ise dişli balina alt ekibinden. Antarktika’da bayağı şartlarda 10 balina cinsi var. Biz gezi süresince daha çok kambur, mavi, çatalkuyruk ve minke balinalarını gördük.

Gezginler ikiye ayrılır: Antarktika’ya ayak basanlar ve basmayanlar

Hiç kimseye ait değil
Antarktika reel anlamda 1820’de keşfedilen bir kıta! Takribî 13 milyon 600 bin kilometrekarelik alanıyla Asya, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika kıtalarından minik, Avrupa ve Avustralya kıtalarından büyük. Hiçbir kıta Antarktika kadar yüksekliğe sahip değil. Üzerinde yaşayan kimse olmamış. Kesintisiz yaşayan yerli popülasyonu yok. Başşehri, fotoğrafı dili, kendi parası bulunmuyor. Şu anda hiç kimsenin değil. Bir bilim kıtası olarak kullanılıyor. Kuzey Kutbu’ndaki buzlar deniz üzerinde. Güney Kutbu’ndaki buzlar ise kara üzerinde. Bu, iki kutup arasındaki en ehemmiyetli ayrım. Natürel öğrenilen bir başka ayrım daha var, Kuzey Kutbu’nda kutup ayısı, Güney Kutbu’nda penguen var. Antarktika şu anda tüm dünya buzlarının yüzde 90’ına, tüm dünya içilebilir su hacminin ise yüzde 70’ine sahip.

Tags: Antarktika, Antarktika Bilim Seferi, Antarktika Bilim Üssü, Antarktika buzulu ne kadar kalın?, antarktika dalış, Antarktika gezisi, SeoHaber, Seyahat, Seyahat Haberi Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir