Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak güç!

Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak güç!

Temmuz 6, 2019 32 0 0

Bir görüşmenizde, “Oyunculuk uslu işi değil” demişsiniz.
10 yıldır bu işi yapıyorsunuz. Hâlâ bu lafın artta mısınız?
– Netlikle! Kendi şahsiyetinden çıkıp başka bir kişiliğe yoğunlaşmak bayağı insanın yapacağı şey mi?
◊ Madem öyle, siz neden bu işi yapıyorsunuz?
– Çok da uslu bir insan olduğumu söylemiyorum gülüyor. Oyunculuğun da kalıplarının olmamasını ve bana verdiği bu serbest ruhu beğeniyorum.
◊ Sizin için internette yapılan yorumlardan kimileri şöyle: “Sırf dudakları ve gözleri için dizisini izlerim”, “Erkekler için Victoria Secret gösteriyi izlemek neyse bayanlar için Furkan’ı izlemek o”…
– Eyvahlar olsun! Sosyal medyada insanlar başka adların arda saklanarak böyle cüretkâr yorumlar yapabiliyor. İsterim ki kendi adlarını kullanarak yapsınlar! Sevdikleri bir şeye bakmak içlerinde hoş hisler uyandırıyor olabilir. Bunların hepsi yaşama dair duygular. Ama bu dudakları izlemesi basit, bunlarla yaşaması güç gülüyor.
◊ Neden?
– Dudaklarım iki büyük antrikot gibi! Bu kadar büyük olunca başlarda artikülasyonda güçlük çektim. Hayli çalıştım, şimdi derliyorum. Bir de stresli olduğumda çok ısırıp yiyorum ama ne kadar yesem de bitecek gibi durmuyorlar gülüyor.

Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak zor

Seks hiç önceliğim olmadı
◊ Peki bu kadar övgü alırken seks, yaşamınızın neresinde duruyor?
– Lüzum. İnsanların hormonlarıyla ilgili ve sıhhatli bir şey. Ama seks benim hiç önceliğim olmadı. Gönülden bağlı olmadıktan sonra o mutluluğu bulamazsın.
◊ Siz kendinizi seksi buluyor musunuz?
– Sempatik olabilirim ama seksi bir adam değilim. Seksiymiş gibi yapabilirim. Fakat bu, özel yaşamımda da kullandığım bir şey değil. Reel ehemmiyetli olan; karşındakinin gönlüne ve ruhuna sahip olmak. Zira ilişkide lüzum dinlenen şey beden değil, ruh.
◊ Kiev’de Ekonomi okurken İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sinema ve Televizyon kısmına geçiyorsunuz. Ardından Yeditepe Üniversitesi Görsel, İrtibat ve Tasarım kısmına başlıyorsunuz. Ne istediğinizi pek öğrenmiyor musunuz?
– Nedeni annem. Ben lisanslı basketbol oynuyordum. Hayalim de basketbola devam etmekti ama annem diplomam olmasını çok istedi. Şimdi mektepte kaydım duruyor. Anneme o diplomayı götüreceğim.
Fizik bir yere
kadar tesirli olabilir
◊ Oyunculuk, “Yakışıklıyım, ekranda olmalıyım” görüşüyle mi başladı?
– Şu anki menajerimin ablası, “Hoş çocuksun” dedi ve ajansa kaydetmemi sağladı. Bir hafta sonra reklam öneriyi aldım, Kiev’deki üniversitenin parasını ödedim. Döndükten sonra bir aile arkadaşımızın yanına, otelde çalışmak için gittim, çevirmen olacaktım. Ama o gün animatör çocuklardan biri hastaydı. Yerine beni aldılar. Suratlarca insanın karşına altımda iri bebek beziyle çıktım. O kadar eğlendim ki iki yaz daha animatörlük yaptım. Bu arada bir dizi için çağrıldım, bir başrolle başladım.
◊ Uzun zamandır da başrollerde karşımızdasınız. Bunu size sağlayan ne kadar beceri, ne kadar dış görünüşünüz?
– 10 sene süresince fizik bir yere kadar tesirli olabilir. Bir noktada beceri ve işe dinlediğiniz aşk devreye girer. Zati bunun tiple ya da boyla bosla olduğunu düşünsem, bana geldiğim nokta yeter. Ama yetmiyor! Bir müddettir uykularımın süresi eksildi. Zira bir tasam var.
◊ Nedir tasanız?
– Bugüne kadar dizilerde oynayan Furkan’ın dışına çıkıp içimde olan şeyi insanlara göstermeyi ve ruhumu koyarak bir şeyler üretmeyi hedefliyorum. İşlerimde ileti endişesi arıyorum. Mesela kasımda tiyatroya başlayacağım. Senaryo yazıyorum, kendi filmimi sürüklemek istiyorum. Hedefim artık başka bir seviyeye geçmek.
◊ Bunların hayallerini kuruyorsunuz ama sizin gibi yeni jenerasyon oyuncuların çoğu, dizilerde arka arkaya birbirine benzeyen şahsiyetlerle izleyici karşısına çıkıyor. Üretimciler tehlike almaktan mı korkuyor?
– Evet, tehlikeden korkuluyor. Bu da bizim için işin en güç kısmı. Bu nedenle yazılan şahsiyetler de birbirinden çok değişik olmuyor. Ama artık internet işleri arttı. Oyuncular kalemi eline alıp kendi hayal eforlarından yeni bir şeyler çıkarmalı. Ben de bu nedenle senaryo yazmaya başladım.
Çapkın değilim
ama azıcık şıpsevdiyim
◊ Genelde romantik komedilerde, hep romantik adamları canlandırdınız. Bu şahsiyetler ne kadar sizdi?
– Ben de romantik bir adamım. Âşık olmak hoştur.
◊ Aşkı nasıl anlatırsınız?
– Aşk insanın kendini keşfetmesinde ona dayanakçı olacak bir duygu gidişatı. Âşık oldukça ve yaralandıkça gelişiyoruz. Bu anlamda deneyim kazanıyoruz. Kendi kusurlarını ve yanlışlarını görüp zaman içinde bunları düzenliyorsun.
◊ Çapkın mısınız?
– Çapkın değilim ama azıcık şıpsevdiyim. Annem bana hep, “Aşk çocuğusun” der.
◊ Hiç kandırıldınız mı?
– Evet. Kız dostumun çocukluk dostu vardı. O benim de dostum olmuştu. Sonra çocuk bana gelip sevgilimle beraber olduğunu söyledi.
◊ Şimdi var mı yaşamınızda biri?
– Hayır yok.

Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak zor

Bir dizide erkek oyuncunun
kesintisiz üstsüz dolaşmasını kaba buluyorum
◊ İlk dizinizden itibaren sizi her projede kesinlikle bir üstsüz görüyoruz. Oyuncu da olsanız hangi noktadan sonra sette soyunmak bayağı hale geliyor?
– İlk ‘Umutsuz Konut Bayanları’ dizisinde bir sahnem vardı. İkinci işimdi. Herkes giyinik, sen üryansın. Baktım çalışanların hepsi gülüyor, settekilere, “Siz de üstünüzü çıkarın o zaman” dedim. Bir noktadan sonra hadise makaraya dönmeye başlıyor. Bakacak olursan yazın herkes üstünü çıkarıp denize girmiyor mu? Bu da hikâye için gereken bir sahneyse natürel yapılmalı. Ama bir dizide erkek oyuncunun konutta kesintisiz üstsüz dolaşması bana kaba bir hareket gibi geliyor. Öğrenerek üstünü çıkarıp oradan ilerlemesi çirkin. Sevmiyorum.
Yan rol oynamak bir oyuncunun
kendini keşfetmesi için lüzumlu
◊ ‘Kardeş Çocukları’ dizisinde oynuyordunuz. Reytingleriniz iyiyken bir anda vazgeçip, ‘Her Yerde Sen’ dizisine başladınız. Bu, başrole geçme benliği muydu?
– Asla. Bence yan rol bir oyuncunun kendini keşfetmesi için lüzumlu.
◊ Neden?
Zira başroller senaryo gereği genel hikâyeye bağlı kalmak gidişatında, yan şahsiyetler sana serbest olabileceğin daha çok alan sunuyor. ‘Kardeş Çocukları’ndaki kişilik edilgen bir hal aldı, istediğim gibi gitmedi, o surattan böldüm.
◊ ‘Her Yerde Sen’ iki şahsiyetin rastlayla kesişen hikâyelerini anlatıyor. Siz rastlalara inanır mısınız?
– Evet. Bence karşına çıkan her şeyin ve herkesin bir nedeni var.
◊ Peki, dizideki gibi nefret aşkı tetikler mi?
– Evet ama yorucu bir yerden olur. Peşinde isteği getirir. O da sahiplenmeyi doğurur ve bunu yönet edemezsen münakaşalar başlar. Geri dönüp yaşadığım ilişkilere baktığımda, ne yaşanmış olursa olsun şimdi hepsine teşekkür ediyorum. Zira empati duygumu ve şimdiki beni yarattılar.
Hiperaktif, sürprizli ve içten
 Trabzonluyum. İstanbul’da doğdum, geliştim. Üç erkek kardeşin ortancasıyım. Annem konut hanımı, babam mali ve yönetimsel işler müdürüydü. Varlıklı bir aile dokunulduk. Ama birbirimize çok bağlıyızdır.
 Kendimi üç sözcükle hiperaktif, sürprizli ve içten olarak belirleyebilirim.
 ‘Hayat Hoştur’ kezlerce izlesem de bunalmayacağım bir film. Başroldeki şahsiyetin mutsuzluklara karşı pozitif bakışı beni çok etkiliyor. Nuri Bilge Ceylan rejisör olarak izlemekten en neşe aldığım ad. Oyuncu olarak olgunlaştım ve onunla çalışmayı çok isterim.
İnsanlara değmek benim için çok ehemmiyetli. Olumsuz enerjimi ve bitkinliğimi atmamın tek yolu dostlarımın tasalarını dinlemek, onlara kendimi anlatmak…

Tags: furkan andıç, Hiperaktif, Kardeş Çocukları Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir