Deniz Çakır: Bana bir şans verin, belki de seversiniz

Deniz Çakır: Bana bir şans verin, belki de seversiniz

Mart 9, 2019 14 0 0

Başınızdan geçenleri yazdığınız bir ‘an defteri’ tutuyormuşsunuz… Son zamanlarda o deftere neler yazdınız?
– Hep çok güçlü bir kadınımdır. İnsanların yanında da güçlü durmayı, dert ortağı olmayı severim. Ama son aylarda kendi kırılganlıklarım, susmak zorunda kaldıklarım, konuşamadıklarım üzerine bir şeyler yazdım. Çok konuşanların çok kirli konuştuğunu gördüm. Onlardan olmamak için susmanın en temiz şey olduğuna inandım. Gerçek, sessizliğin içinde saklıdır.
Bu biraz da yaş almakla mı alakalı?
– Büyüdükçe kırılganlıklarım artıyor ama bunlarla yaşamayı öğreniyorum. Dolayısıyla bu kırılganlıklar yaratıcılığımı engellemiyor, sadece yeni kararlar almamı sağlıyor.
Ne gibi kararlar aldınız?
– Hayatımdan tamamen çıkardıklarım ve ‘Ne olursa olsun yanımda olacak’ dediklerim oldu. İnsanların olaylar karşısında yürekliliklerini ve kaypaklıklarını gördüm, yol arkadaşlarımı eledim.
15 yıldır sektördesiniz. Ama son bir yıldır magazin gündeminden düşmüyorsunuz…
– İşimle ilgili bir cümlem yoksa bir mekândan çıkarken konuşmak istemiyorum. Bu sefer de benden malzeme çıkmadığı için fotoğrafımın altına istediklerini yazıyorlar. Önce üzülüyor, sonra “Medya böyle” diyerek yoluna devam etmeyi seçiyorsun. Çok kırıldım. Eskiden herkes iyi diye düşünürdüm ama zamanla bazı insanların kötü olduğunu anladım.
Magazin medyası alkollü görüntüleriniz üzerinden çok üstünüze geldi. Ne düşünüyorsunuz?
– Benim iş etiğim ve disiplinim çok nettir. Bunu herkes bilir. Ama onun dışında herkesin dışarı çıkma, eğlenme, alkol alma hakkı var. Beni bir-iki kere alkollü çektiler. Olabilir. Göz önünde bir insanım, yapmamalıydım ve dersimi aldım. Ama günah keçisi gibi her görüntümün altına aynı şeyi yazmaları ayıp, vicdansızca.
O dönem bir önceki işinizden atıldığınıza dair de haberler çıktı. Doğru muydu?
– Beni arayarak, “Senaryo gereği Meryem karakteri hikâyede son bulmuştur” dediler ve bir sebep söylemediler. Ben de yoluma devam ettim. Açıkçası basında yersiz haberler çıktıktan sonra yapım şirketinden, “Olay böyle değildir” diye zarif bir açıklama beklerdim. Ama işte hayat, beklentilerimiz doğrultusunda gelişmiyor.
Son olaya gelirsek… Bir kafede yaşadığınız bir tartışmayla ilgili iddialar gündeme geldi…
– Savcılık çıkan görüntüler üzerine takipsizlik kararı verdi. İtiraz haklarını kullandılar. Şu anda dava devam ediyor. Ben bugüne kadar kimseyi dili, dini, hayat tarzı ya da yaşam şekli bakımından ayırmadım. Hayat felsefem ayrımcılığa ters. Bugüne kadar hep kadınların yanında oldum, olacağım da… Bu kadar hassas olduğum bir konuda beni vurmaya çalışmaları beni çok üzdü. Bir yandan da çok şey öğretti. Konu yargıda ve daha fazlasını konuşmam hukuka saygısızlık olur.

Deniz Çakır: Bana bir şans verin, belki de seversiniz

Güzel kadın ve erkek severim, bakarım, sevgilim de bakabilir
Yeni diziniz ‘Vurgun’da ‘Reyhan’ isimli bir karakteri canlandırıyorsunuz. Biraz anlatır mısınız?
– Şimdiye kadar oynadıklarımdan daha naif bir kadın. Sevdiği adamın başına gelenlerden sonra kadınlığını da askıya almış, sadece anne olmuş. Birden sevdiği adamın uyanmasıyla fiziksel olarak kadınlığı da uyanıyor, bununla başa çıkma-çıkamama gitgelleri bana çok insani geliyor. İçim taşa taşa bu işe “Evet” dedim.
Karakteriniz ‘Reyhan’ın oğlu ilik kanseri. Oğlunu kurtarmak için komada olan kocasının arkadaşından yapay döllenmeyle çocuk yapıyor. Siz olsanız ne yapardınız?
– Anne değilim ama oynadığım dizilerde anneliği çok ağır basan kadınları canlandırdım. Şunu anladım; insan çocuğu için her şeyi yapar. Hele çocuğunun hayatı tehlikedeyse bir annenin gözü dünyayı görmez.
Bir kadın olarak âşık olduğunuz adam 10 yıl uykuda olsa bekler miydiniz?
– Ondan hiç bağımı koparmazdım ama doktor, “Hiç ümit yok” diyorsa onu da düşünerek yaşamaya devam ederdim. Benim için de 10 yıl kimsenin hayatından feragat etmesini istemezdim. Kendi yaşamımdan da taviz vermezdim. İnsan kendine değer vermezse, kimseye veremez.
İçimin ritmi hızlı
Yıllarca âşık kadınları oynadınız. Aşk size ne ifade ediyor?
– En olmazsa olmaz şeylerden… Hayatında daha önce anlam verdiğin şeylerin bütün anlamları değişiyor. Çok fazla tarifini yapamıyorum. “Ama neden hiç vazgeçmezsin” diye sorarsan, “Aşk” derim. O dünyanın en güzel duygusu. Bunu da bir kişinin özelinde söylemiyorum. Ben kişilerden ziyade aşkın kendisini, bana yaşattığı hissi seviyorum.
Sizi birinde çeken nedir?
– Beni karşımdakinin fiziğinden çok zekâsı etkiler. İşini iyi yapan erkek bana seksi geliyor. Pratik zekâsı olmayan biriyle normalde de iletişim kuramıyorum ve oradan kaçarak uzaklaşıyorum. Çünkü benim içimin ritmi hızlı.
Çapkın mısınız?
– Biriyle beraberken başka birini hiç düşünmedim. Ama güzel kadın ve erkek severim, bayılırım güzel insana bakmaya. Sevgilim de bakabilir.

Deniz Çakır: Bana bir şans verin, belki de seversiniz

Bir daha dünyaya gelsem
yine kadın olmak isterdim,
ben zaten zor şeyleri sever ve seçerim
Uzun süre ‘Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’ isimli oyunda oynadınız, şimdi ‘Beyaz’ oyununda yine bir kadın hikâyesi anlatıyorsunuz.

– Benim bir kadın olarak dertlerim var. Bu yüzden kadınların dertlerini anlatan işlerde rol almayı tercih ediyorum.
Nedir o dertler?
– Kadın olmak muazzam ama bir o kadar da çok zor. Kadın olunca belki rahimden dolayı, vicdan ve empati duyguların biraz daha fazla gelişiyor. Her şeyle daha çok empati kuruyorsun. Mesela artık akşam haberlerini izleyemiyorum, insan hikâyelerine dayanamıyorum. Ama bir daha dünyaya gelsem, yine kadın olmak isterdim. Ben zaten zor şeyleri sever ve seçerim.
Şöhretli bir kadın olarak ne gibi zorluklar yaşadınız?
– Etrafta öyle bir erkek dili var ki… Oysa hepimizi bir anne doğurdu. Zarafetinizi ne zaman kaybettiniz? Bir mekândan çıkan kadın hakkında bir şeyler yazılıyor, televizyonda onun hakkında yorumlar yapılıyor. Ama erkekler için bu olmuyor.

Deniz Çakır: Bana bir şans verin, belki de seversiniz

Tomris Uyar olmak isterdim

Şiiri çok seviyormuşsunuz…
– Evet seviyorum. “Sayende edebiyatı sevdik, ‘İkinci Yeni’yi tanıdık” diye sosyal medyadan mesajlar alıyorum. Bu benim için her şeyden daha önemli.
Kimleri okumayı seviyorsunuz?
– Turgut Uyar, Cemal Süreya ve Edip Cansever favori üçlüm. Nâzım Hikmet ve Özdemir Asaf da seviyorum.
O dönemlerde yaşamak ister miydiniz?
– Bu en büyük ‘keşke’lerimden biri. Edip’le rakı masasına oturmak, Cemal’e âşık olmak, Turgut’la evlenmek, dolayısıyla bir Tomris Uyar olmak isterdim. En öykündüğüm kadınlardan biri.
Çok dibe vurdum, aşkı da öyle yaşarım, dibine vurarak, acısıyla…
 Bir röportajınızda “En uçuk hayalim anlaşılmak” demişsiniz.
– Evet, en büyük kaygım ve derdim anlaşılmamaktı, bunu diye diye şu an geldiğimiz noktada yine anlaşılmıyorum. Bir gün gerçekten anlaşılmak isterdim.
Neden anlaşılmıyorsunuz?
– İnsanlar iletişim çağında her şeyi o kadar yüzeysel yaşıyor ki kimse birbirinin gözünün içine bakıp, “Günaydın” bile demiyor. Şimdi benim için yazıyorlar çiziyorlar. Yazacaksanız yine ‘kötü’ diye yazın, yine beni sevmeyin ama anlamayı deneyin, bana bir şans verin. Belki de seversiniz… Kötü insanlar olmayalım, arada böyle olmamayı kendimize hatırlatalım.
 “Dibe vurmak iyidir” diye bir lafınızı okudum. Siz hiç dibe vurdunuz mu?
– Çok dibe vurdum. Her şey rutin gidiyorsa zaten kendi kendime kaşınır, dibe vururum. Aşkı da öyle yaşarım. Dibine vurarak, acısıyla… Aşk acısı çekmeye de bayılırım.
Peki, bu dibe vuruşlarda sizin hatalarınız yok mu?
– Olmaz mı, hatalarla doluyum. Ama hepsini iyi ki yapmışım. Çok şükür büyüyor, hatalarımla her defasında yüzleşiyor ve kendimle sürekli kavga ediyorum.

Tags: Cemal Süreya, Deniz Çakır, Nazım Hikmet, nazım hikmet ran Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir