'Çok hoş ve uslu bir yazarla birliktem'

‘Çok hoş ve uslu bir yazarla birliktem’

Mayıs 26, 2019 19 0 0

24 yıldır ekrandasınız. Ekranın en ehemmiyetli figürlerinden biri oldunuz. Magazinin gündeminden hiç düşmediniz. Siz bir proje miydiniz?

– Bir proje olsaydım böyle davranamazdım.

Nasıl davranamazdınız?

– Kimsenin suratına telefon kapatamazdım, magazin medyasıyla tartışma edemezdim ya da başıma hem belaların hem de iyi şeylerin geldiği bir yaşam süremezdim.

50’li yaşların ortasına geldiniz. Nasıl bir yaşam sürdünüz?

– “Tamam üstü kalsın” diyebileceğim bir yaşam. İyiydi. Ben zati optimistik bir herif değilim. Sabahları söverek uyanırım. Sağlık, mutluluk kaynaklarını incelemek, Doğu felsefeleriyle uğraşmak, meditasyon yapmak, yaşamı denetlemek, yeni gelen nesiller gibi, ‘Çalıştığım işte mutlu muyum’, ‘Bulunduğum yer bana uyuyor mu’ gibi abesle iştigal sualler içinde değilim. Rahatım.

Bu rahatlık içinde yaşam emeliniz neydi?

class=’cf’>

Sizin programlarınızda da magazin var…

– Evet ama benim neyi, neyle birlikte verdiğime bakmalıyız.

Neydi farkınız?

– Mesela ben televizyonculukta İtalyan’ları bir numaraya koyarım. En ağır politika konuşulan programlarda dahi göğüskafesi geniş, orta yaşlı hoş bir bayan başköşeye oturtulur.

Neden?

– Zira İtalyanlar, “Bir stüdyoda bayan yoksa o program izlenmez” derler. Ben de bayanlarla birlikte eğlenmek ve magazin medyasının hor gördüğü bayanları hafife almama mevzusunda bir numarayımdır. Kendi süzgecim hep olmuştur.

Perihan Mağden bir ziyaretimizde, “Entel ve gıcık pozlarında. Bir entelin millet tipi bir kızı itip kakmasını izlemek istemiyorum. Çok dokunaklı. Bunu görmek istesem Taksim’e giderim” demişti.

– Kimi itip kalkmışım acaba? Perihancığım o kadar tatlıdır ki hakkımda bir tane hoş şey söylemez. Neredeyse talebelikten beri tanışıyoruz. Perihancığım her zaman çok gıcık bir kızdı. Tanıdığım gün herhalde gıcık oluyordum, sanıyorum o da bana gıcık oluyordu. Artık o kadar daha öncekiyiz ki, aramızdaki tek fark, o benim hakkımda bir şeyler söylüyor, ben onu takdir etmekten başka bir şey yapamıyorum.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

‘Ağır Roman’ filminde Müjde Ar’la 1997…

Yazıp idarediğiniz ‘Harem Kabare’ adlı oyunda dört kere evlenip boşanmış bir adamı görüyoruz. Konutluluklarınızdan yola çıkarak mı yazdınız?

– Oyundaki adam o kadar perişan ki benim hikâyem olmasının imkânı yok. Benim hep uslu konutluluklarım oldu. Dört eşim de bana büyük mutluluk verdi.

Bayanlara dair ne bildiniz?

– Hiçbir şey bilemeyeceğimizi. Hiçbir şey anlatamayacağımızı ve kavrayamayacağımızı… Natürel ilişki başka bir şey ama Çetin Altan Akılda’nın söylediği gibi; “Bayansız cemiyet değil, bayanla çalışan, bayanla beraber eğlenen bir cemiyet olalım. İşsiz bir cemiyet değil, bayan ve erkeğin işi olan bir cemiyet olalım.” Şayet eğitim gibi cemiyeti ayakta yakalayacak bedelleri baypas ederek kısa yoldan ünü ve bol parayı gaye gösterirsek ayakta duran bir cemiyet olamayacağız.

Sincap gibi bir herifim, çalışma alanımdan çıkınca bir halta yaramıyorum

Sizin için genelde, “Okan çılgındır” derler. Çatlak bir adam mısınız?
– Natürel öyleyim.

Hep böyle miydiniz?

– Yok. Şov dünyasındaki adama mı konuttaki adama mı bakıyoruz, ehemmiyetli olan o. Televizyon programında iyiyimdir. İyi resim sürüklerim, seslendirmede önde gelen adlardanım. Bu alanlarda çılgınım. Bazen duvara çarparım, devrilirim, tekerrür ayağa kalkarım.

Benlikli musunuz?
– Benliği nasıl kavradığımıza bağlı. Kendi hakimiyet ettiğim alanlarda her şeyin yolunda gitmesi için benlikli bir adam görebilirsin. Ama çalışma alanımdan çıktığımda sincap gibi bir herifim. Öyle duruyorum, bir halta da yaramıyorum.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

‘Zaga’nın ilk kısmı 1998.

Çocuğumun geleceğini tehlikeye ettim

Ekrana iki yıl ara vermiştiniz. Dibe vurduğunuz söylendi…
– Öyle bir şey olmadı. Kızımı Fransız eğitimi gördüğü bir okulda okutuyorum. Kendimle çeliştiğimi düşünme, belki üniversiteye orada gitmek ister diye düşünerek bunu yaptım. Burada kazandığım parayı da ödentisini ödeyerek Paris’te bir bankaya yatırmıştım. Ama o vaka yaşanınca Altın Kelebek Ödül Merasimi tam paramı Türkiye’ye getirdim. Benim için asap bozucu süreçti.

Neden?

– Ben bir yanlış anlaşılmanın mağduruydum ve o şahıslarla ölçülemeyecek kadar minik paramı yurtdışından buraya getirdim. Yapabileceğim tek şey vardı, o da her gün işe gitmek. Konutta oturup paramın faiziyle yaşayamazdım zira hiç mülk mal düşünen biri olmadım. Dolayısıyla çalışacak bir yer yapmak zorundaydım.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

Beyazıt Öztürk’le bir yılbaşı programı çekiminden 2001…

Ve gece yaşamına girdiniz?

– Tam parama tükettim. Yaşamımı ve çocuğumun geleceğini tehlikeye ettim. Bu da benim haysiyetime olan düşkünlüğümden… İnsanların mutlu olacakları, içinde kültür-sanat vakalarının olabileceği mekânlar açtım. Bodrum’da, Kumbahçe’de yakında ikinci mekânı açıyorum. Mecidiyeköy’de bir kabarem, bir kulübüm ve bir sergi salonum var.

Çok süratli konuşuyorsunuz. Bu da sanki size bazen gaf olarak dönüyor…

– Gaf yaptığım çok oldu. Özür de diledim. Altın Kelebek’teki vakada insanlara dalga geçiyorum gibi gelen şeyi reelinde programlarımda hep yapmışımdır. Yeni çıkan bir dizi, film ya da bana alaka gösterilmedi diyen bir bireyin adını devamlı tekerrür etmişimdir. Bununla da insanları tebessümdürmüşümdür. Ama “Söylemeyebilir miydin?” dersen, evet, söylemeyebilirdim. Ne olurdu? Bu kadar mekân sahibi olamazdım.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

HALKIN HAMURUNA GÜVENİYORUM

Politik görüşünüz hiç bütün olarak öğrenilemedi…

– Zati ben de bütün olarak bu olmak istedim.

Zamana ve vaziyete göre mi davranıyorsunuz?

– Reelinde zamanına göre davranmamış bir sanatçı yok. Picasso komünist değildir ama ‘Guernica’ tablosu komünisttir. Sanatçı militan olamaz. Afallatıcı olmalıdır. İnsanların beynini tahrik edip kaşımalıdır. “Bu çocuk bizden” dediğin zaman ıslak balık gibi elinden kaçar gider.

Günümüzü nasıl açıklıyorsunuz?

– Ben her zaman yaşadığımız asrı bir evvelkiyle karşılaştırırım. 2020’lere geldiğimiz şu günlerde 1920’de ne oluyordu? Aynı şeyler… Dijital devrimle 1920’lere kazançken yaşanan Sanayi Devrimi… Yeni zenginlerin doğması, insanların uzun hayat manyaklıkları, resmin tam dünyaya dağılması ve rötuşun buluşu, bayanların hoşluk düşkünlüğü, çalışmayan ama imal vasıtaları sahibi bir sınıfın uzun hayat, hoşluk ve zenginlik peşinde koşması… Sonra dünyanın çok ehemmiyetli bir kısmının çok çalışan ama çok süratle yoksullaşan insanlarla dolu olması. Sanatta tekelleşme ve sanatın yalnızca zengin ve seçkin insanların eline geçmesi. Dünyada çok ağır bir politik ve ekonomik bunalımın ortaya çıkması. Zati bütün o tarihte dadaistler, varlıklı insanların beğendikleri sanatla dalga geçerek kendi alanlarını yaratıyor. ‘Dada salon’ başlıyor. Ben de bunun dünyadaki tek temsilcisiyim. Bak Google’la… ‘Dada Salon’ adını benden başka yalnızca Honolulu’da bir kuaför kullanıyor.

Yıllardır cemiyeti gözlemliyorsunuz. Peki nasıl açıklıyorsunuz?

– Halkın huyuna ve hamuruna o kadar güveniyorum ki… ‘Ben filanca liderin peşinden gidiyorum, sen filanca liderin peşinden…’ gibi politik münazaralar mevzusunda; bizim ulus bir kadeh çay söyler, bir türkü dinler ve barışır. Huyumuz bu açıdan hoş ve verimli bir mizaçtır.

Kızınız İstanbul, 10 yaşına geliyor. Onun geleceğiyle alakalı tasarılarınız ne?

– Bu memleketin insanı ve burada yetişecek. Canı ne isterse de onu yapacak. Biz çocuğu Amerika ya da Fransa’da da yapabilirdik. Ama burada yaptık. Bana “Şurada okuyacağım” derse de onun karakterine dinlediğim hürmetten dolayı kabul ederim.

Umutlu musunuz?

– Ben memleketin politikasından, ekonomisinden ve eğitiminden çok ümitliyim. Yeter ki her birimiz bunun için bir katkıda bulunalım. Gerçek beğenmediğim, “Yurtdışına kaçalım” diye düşünenler. Yurtdışına taşınanların da mutsuz olduğunu görüyorum. Biz bu topraklar üzerinde mutlu oluruz.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

Çok hoş ve uslu bir yazarla birliktem

Bir yarıyıl Türkiye’nin en hoş bayanlarıyla beraber oldunuz. Sizde ne buldular?

– Hâlâ öyle. Yalnızca şimdi yaş grubu değişti. Çok hoş ve uslu bir yazarla birliktem Selin Atasoy. Bu dediğinde temenniyi artıran ve hayranlığı getiren her şeyin tesiri var. Ama ben şanlı bir insana dinlenen hayranlığı çok önem vermiyorum. Zati genç bir kız, genç bir oğlanı beğenirse ona dünyadaki herkesten daha fazla hayrandır. Aşkın da hayranlıktan başka bir hammaddesi yoktur.

O zaman siz aşkı çözdünüz?

– Aşk benim için adrenalin beğenen ve yaptığı her iş adrenalinle alakalı olan bir adamın, yaşamı süresince aynı adrenalini insanlarda arayışı. Heyecanlanmak, özlemek, o kadar özlemek ki soluk alamayacak hale gelmek.

Bu adrenalini hep aşkta mı aradınız?

– Hayır, hatta ben coşkuyu yalnızca aşkta arayan insanları azıcık küçümserim. Mesela gece yaşamında gördüğümüz ‘aşk erkekleri’…

Ne demek ‘aşk erkeği’?

– Çapkın, skor peşinde koşan ve sevilme meraklısı erkekler.

Siz o kategoride değil misiniz?

– Ben hiçbir zaman öyle bir adam olmadım. Bu semtin çapkın adamı filan değilim. Aksine sürekli adamlarından biriyim. Bir gecelik çapkınlıklarım filan da -kazara olanlar dışında- çok azdır.

Çok güzel ve akıllı bir yazarla beraberim

Okan Bayülgen olmaktan yatakta pişmanlık duydum

Okan Bayülgen olmaktan hiç pişman oldunuz mu?
– Yatakta mı?

E hadi öyle olsun…

– Yatakta pişman olduğum oldu.

Neden?

– E büyük bir performans bekleniyor. Birlikte olduğum bireyin kafasını magazinciler nasıl doldurduysa, sizden öyle bir şey bekliyor ki! O temenniyi karşılayabilmek için filhakika çok uğraştım.

Konuyu siz açtınız sorayım; 2017’de bir müzakerenizde, “Artık çok sevişiyorum”, 2018’de “Seksi vazgeçtim” demişsiniz. Sene 2019?
– Sekse devam ediyorum. O ‘Seksi vazgeçtim’ söylemesi bir şakaydı ama sanırım başlık için uygundu.

Rehabilitasyon olacak kadar sekse düşkünüm

Bir daha hiç aşk yaşamayacaksınız ya da bir daha hiç sevişmeyeceksiniz. Hangisini seçersiniz?
– Her ne kadar seks düşkünü olarak tanınsam da bir daha aşk yaşamamayı göze alamazdım.

Seks düşkünü değil misiniz?

– Rehabilitasyon olacak kadar sekse düşkünüm.

Hiç rehabilitasyon olmayı düşünmediniz mi?
– Hayır, zati rehabilitasyon olmaya inanmıyorum. Bunlar eşlerini kandıran bazı adamlarla alakalı çıkarılmış hurafeler. Kimse seks düşkünlüğü suratından rehabilitasyon görmez.

 

 

 

 

Tags: Okan Bayülgen, okan bayülgen kimdir, OKAN BAYÜLGEN nereli Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir