Cem Belevi: Palavra yok, gayet seksiyim!

Cem Belevi: Palavra yok, gayet seksiyim!

Ağustos 3, 2019 15 0 0

Pop müzikte yeni bir star arayışı, genç adlar arasında da büyük bir yarış var. Peki, siz bir popstar mısınız?
– Yalnızca genç adlar arasında değil artık; her semtte, her apartmanda, her televizyon programında star arayışı var. Haliyle herkes bir yerlerin starı olmuş vaziyette. Bu nedenle popstar kavramı bana artık çok boş geliyor.
◊ Her geçen gün yeni birinin çıktığı müzik dünyasında sizi değişikleştiren ne?
– Yazıyorum, besteliyorum, söylüyorum. Devamlı üretip eforumu kendimden alıyorum. Evet, herkesin takviyesine gereksinimim var ama kimseye fukara değilim. Bunu öğrenmek ve sezmek beni çok eforlu ve sanırım ötekilerinden değişik kılıyor.
◊ Müzik dünyasında Tarkan ve Kenan Doğulu gibi adların arasına isminizi yazdırır mısınız?
– Böyle bir maksadım olmasa beş dakika daha bu kadar makûs kalbin ortasında süre tüketmem.
◊ Nedir size o insanların ‘makûs kalpli’ olduğunu düşündüren?
– Her şey göründüğü gibi sihirli dokunulmuş. Mesela evvelden hayranı olduğum bazı insanları yakından tanımak beni üzdü. Kezlerce, keşke karakterlerini tanımayıp o adların uzaktan bir hoşlananı olarak kalsaydım diye düşündüm. Bu yaşadıklarım bana kimseye olduğundan fazla anlam yüklememem gerektiğini öğretti.

Cem Belevi: Yalan yok, gayet seksiyim

Tık’a değil,
beğeniye bakarım
◊ Müzik dünyası ne kadar adaletli?
– Hiç adaletli değil. Seneler evvel bana göre doyurucu bir albümle çıkış yapmıştım ama kendini göstermek için iyi müzik yapmanın yeterli olmadığını kavradım. En hünerli, sesi en iyi, besteleri şahane olan dahi en iyi yerde olamıyor. Bu vaziyette başlarda kırıldığım oldu ama bu beni aynı zamanda kamçıladı. Kısaca bu sektörde hüner tek başına asla yeterli değil.
◊ Gereken ne?
– Azim, inanç, çelik gibi asaplar ve sana inanan bir takım…
◊ Devir tık devri… Herkes milyonlarca tıklama üzerinden birbiriyle yarışıyor. Mesela Reynmen… Kısa zamanda 50 milyonu geçti. Siz bu mevzuda ne düşünüyorsunuz?
– Fatih Terim’in futbol için söylediği bir laf var: “Maç sahada kazanılır”. Burada da tık’a değil, beğeniye bakarım. Basitsa gelsinler, o kadar insanı konserlerde toplasınlar, söyletsinler şarkılarını, onbinlere alkışlatsınlar sanatlarını. Pardon sanat dedim!
◊ Bu sayılar size göre iyi yapılmış bir işin göstergesi değil mi?
– Cingöz imalcilerin cebini doldurduğunun göstergesi! O şarkılar kaç sene söylenecek azıcık geniş bakalım, yol uzun.
◊ E sizin de 100 milyona yakın tık alan şarkılarınız var. Peki siz bu tıklanmaları satın alıp cebinizi doldurdunuz mu?
– Asla almadım, zati beceremem de. Ayrıca ben tıklanma mevzusunda, benimkilere dahi inanmıyorum zira ilgilenmiyorum. Ben sahaya bakıyorum, şarkımın yakaladığını konserlerimden anlıyorum.
Sosyal medya tacizcilerimiz ellerinizden öper
Bir mülakatımızda Murat Boz, “Kulise iç çamaşırı yolluyorlar” demişti. Siz de böyle şeyler yaşıyor musunuz?
– Sosyal medya tacizcilerimiz ellerinizden öper. Bunlarda çamaşır da yok. Kendilerini üryan sürükleyip Instagram’dan DM ileti olarak atıyorlar! O iletileri açınca utanıyorum. Böyle şeyler yapmasın, kendilerini de, vücutlarını da kıymetsizleştirmesinler. Mahrem daha bedelli.
◊ Günümüzde özellikle dizilerin pompaladığı bir adaleli erkek modası var. Peki, pop müzikte fiziksel görünüş şarkılarınızın erişmesi için ne kadar tesirli?
– Şöyle bir baktırır, o kadar. Dinleyicisine hiç tesir etmez. Caddeye çık, herkeste beden var. Mesele, kulaktan girip kalbe değmekte.
◊ Ama siz de ilk günden bugüne değiştiniz. Kıvırcık saçlarıyla romantik şarkılar söyleyen bir adamken şimdi kliplerinizde tişörtsüz ceketler giyip seksi bayanların arasında dans ediyorsunuz…
– Kendimle yarışıyorum ve bu yarış başkalaşım ister. Yarın da kliplerimde çok daha efendi birisi ya da çok daha aykırı bir kişilik sunabilirim. Görsel coşku uyandırmak, yanılsama yaratmak bu işin bir parçası. Ben de metamorfozu beğeniyorum. Beni dinleyenler kıvırcık saçlı, romantik, elinde gitar olan bir adamla bir ömür mü geçirseydiler? Azıcık içleri açılsın istedim!
◊ O halde sorayım, sizce seksi misiniz?
– Palavra yok. Gayet gülüyor…
◊ Şarkılarınızda şimdiye kadar hep romantizm vardı. Cinsellik size ne ifade ediyor?
– Yemek, içmek, soluk almak ne sezdiriyorsa cinsellik de onu sezdiriyor. Benim için eforlu hayat enerjilerinden biri. Yaşamdaki gibi şarkılarda da hepsinden azıcık azıcık lazım.

Cem Belevi: Yalan yok, gayet seksiyim

Yüksek libido
yaşama yansıyor
◊ 15-16 yaşında beste yapıp laf yazmaya başlamışsınız. Neydi o yaşlarda size şarkı yazdıran?
– İzlediğim filmler, dinlediğim hikâyeler, gözlemlediğim yaşamlar bir çırpıda zekamda bir tam olup melodilere akardı. Hâlâ daha şarkılarımı yazarken o masumluğa kaçmaya çalışıyorum.
◊ Şarkılarınız sayesinde çok kız tavladınız mı?
– Gitarımla lise senelerimde çok esiyordum.
◊ Çapkın mısınız, flörtöz mü?
– Flörtöz. Sehpayla dahi flört edebilirim. Ama hıyanete yer yok.
◊ İddialı oldu. Libidonuz çok yüksek herhalde?
– Oldukça fazla. Bu etrafımdakiler de aradığım bir özellik. Zira yüksek libido yaşama yansıyor, daha etkin cümbüşlü ve hırslı olmanızı sağlıyor. Olmazsa olmaz başka bir deyişle!
◊ Şimdi oyuncu Zehra Yılmaz’la berabersiniz. Bütün parladığınız yarıyılda ilişki sizce ne kadar doğru bir karar?
– Bize bununla ilgili devamlı konuşan menajerler oldu. Ama ikimiz de bir dakika dahi bunun ne doğru ne de yanlış olduğunu düşünmedik. Tepeden tırnağa sahte ilişkilerle dolu bir sektörün içinde ikimiz de hakikat bir şeyler yaşamanın değerini öğrenmeye çalışıyoruz.
◊ Beş sene evvel ilk şarkınız çıktığında konuşmuştuk. Ağzınızdan cımbızla söz alınıyordu. Çekingendiniz. O zamandan bu zamana bir hayli şarkı yapıp dizilerde oynadınız. Sanki değişmişsiniz, artık daha ‘yırtık’ bir adam mısınız?
– Doğru, senin deyiminle daha yırtık bir adamım. Dün gibi anımsıyorum, o zamanlar huzursuzdum. Sektörü ve insanları tanımaya çalışıyordum. Natürel etrafım değişti, yaşadıklarım çok şey öğretti ve hâlâ önümde uzun bir bilme yolu var.
Şarkının
ad babası,
Kenan Doğulu
◊ Neden hep tek şarkı? Albüm yapmaya cesaretiniz mi yok?
– Cesaretim de, imkânım da, şarkılarım da var. Ancak şu an sistem tekli şarkılar için daha ergonomik. Müzik duygu işi ama duygusal davranmayı sektör kaldırmıyor.
◊ ‘Elizabeth’ adlı bir şarkı yazmak nereden çıktı?
– Lafı benim, müziği Osman Taşdaş’ın. Şarkının ismi gerçeğinde ‘Manşet’ti. Ben şarkıyı Ozan Doğulu’ya Münih konseri dönüşü uçakta dinlettim. Ozan Ağabey, “Bu şarkıda bir şey noksan” diyordu. Bir akşam “Hadi Kenan’a gidelim” dedi. Gittik, dinlettim. Sonra birden Kenan Doğulu, “Elizabeth desene oraya” dedi. Herhalde bir yarıyıl İngiltere’de yaşadığımı düşünerek… O dakikadan sonra şarkı ‘Elizabeth’ oldu.
◊ Şarkıda cinsel bir yollama var mı?
– Asla. Yalnızca, tek başına Elizabeth’e hasretini, özlemini, tutkusunu anlatan bir adam var.
◊ Siz uzun zamandır Ozan Çolakoğlu’yla çalışıyordunuz. Bu sefer Ozan Doğulu’ylasınız. Neden?
– Ozan Çolakoğlu bir yarıyıl üretimcimdi. Kendisi benim müzik kariyerimdeki dönüm noktamdır, minnetim ve hürmetim ebedi ama son yarıyıllarımızda alakası benden ayrılmıştı, belki de istemeyerek… Teşekkür edip kendi yolumu çizmeye devam ettim. Yeniden de baş tacımdır, canı sağ olsun. Ozan Doğulu da apayrı bir derya. Yol uzun, umarım ikisiyle de bolca kesişir yollarımız.
Kimse zafere çiçekli yollardan gitmiyor ki
ben gideyim
◊ İzmirlisiniz. Nasıl bir konutta geliştiniz?
– Annemin yağlıboya fotoğraf kokuları, babamın gitar, piyano sesleri içinde. Yedi yaşımda dinlediğim her şeyi çalabiliyordum, piyano dersi alıp kendimi geliştirdim. Sonra gitar çalmaya ve besteler yapmaya başladım.
◊ Ama İngiltere’ye gidip müzik yerine beynelmilel ekonomi ve firma okudunuz. Neden?
– Müzik yaşamımda hep olacaktı, öğreniyordum, bu nedenle akademik anlamda başka bir eğitim almak istedim.
◊ Piyano dersleri, yurtdışı eğitim… Her şey önünüze altın tepsiyle sunulmuş gibi. Bu hikâyede hiç gayret yok mu?
– Nasıl olmaz? Kimse zafere çiçekli yollardan gitmiyor ki ben gideyim. Üniversite yaşamım süresince çalıştım, tüm mektep giderlerimi kendim ödüyordum. Londra’da talebeyken barlarda, metrolarda gitar çalardım. Kafelerde barista da oldum, sürücülük de yaptım. Hepsi bana çok şey kattı. Burada olmayı da çok istedim ve basit olmadı, şimdi değerini çok iyi öğreniyorum.
Cem ile Cemile…
◊ Süratli düşünen, cümbüşlü, azimli, gayretli, gülmeyi beğenen, seri yükselip hemen rahatlayan, kalabalıklara değip sadeliği beğenen biriyim.
◊ İngiltere’de yaşarken bir yarıyıl 120 kiloydum. Albüm yapmaya karar verince kilo verdim. Zayıflayınca yaşamımda fazla değişen bir şey olmadı, ben kiloluyken de cümbüşlüydüm.
◊ İlk âşık olduğumda anaokulundaydım. Masa altına kaçıp Cemile’yle el ele alevlenirdik. Şimdi nerede öğrenmiyorum natürel. O beni öğrenir ama gülüyor.

Tags: aşk, Cem Belevi, ingiltere Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir