Bir kere bir bayana âşık oldum ama bu aşk onun bayan olmasıyla değil o insan olmasıyla alakalıydı

Bir kere bir bayana âşık oldum ama bu aşk onun bayan olmasıyla değil o insan olmasıyla alakalıydı

Temmuz 21, 2019 18 0 0

Bu yarıda artık karşımızda başka bir Kalben var.
O artık, “Hepimizin memeleri, göbişi var.
O zaman ben bu hoşluktan neden uzak duruyorum” diyecek kadar kendisiyle barışık, “Artık başkalarının gözleri, fikirleri üzerinden tecavüzlerini ve yağmalarını yalanlıyorum” diyecek kadar isyankâr, maruz kaldığı şiddeti açıkyüreklilikle anlatacak kadar da yiğit… Sanatçıyla üç şarkıdan oluşan yeni çalışması ‘Aşk Çeşmesi’ vesilesiyle buluştuk, yaşamının bilinmezlerini konuştuk.

İlk çıktığınızda omuzları azıcık düşük, bedenini gitarıyla kapatan bir bayandınız. Yeni albümün kapağında ve bugünkü resim çekiminde kendisiyle barışık biri var. Ne değişti?

– Bayan bedeninde olduğumu fark ettim! Can Verene kadar da bu bayan bedeninde olacağım. Üstelik diğer bayanlardan da değişik bir bedende değilim. Hepimizin memeleri, göbişi var. Hepimizin bir yerlerinde istemediği kıllar çıkıyor. ‘O zaman ben bu hoşluktan neden uzak duruyorum’ diye düşündüm.

* Bayan vücudunda olduğunuzu 33 yaşında mı fark ettiniz?

class=’cf’>

Mabel’le ayrı güneşlere doğru gittik

* Mabel Matiz’le darıl olduğunuz söylendi. Doğru mu?

– Yapımını, müziğini, Anadolu’yu ve Mezopotamya’yı temsil edişini hoşlanarak izliyorum. Ama arkadaş, dost kalmak bazen muhtemel olmuyor.

* Neden?

– Sevgide hata yok. Ama bazen ortak iş tasarıları insanların arasına başka enerjikler sokabiliyor. Yolumuz birdi, şimdi ayrı güneşlere doğru gittik.

*Menajerinizle de bu yarıyılda yollarınız böldü. Hatta duruşmalık oldunuz. Nedir işin hakikati?

– Meşru süreç devam ediyor. Genç yaşta öğrenmediğin bir alana giriyorsun, karşına çıkanlara güveniyorsun. Hollywood’da dahi sizi temsil eden insanlar tarafından alınmayan oranlardan bahsediyoruz burada. Böyle oranlar yokmuş, olamazmış. Ben bunu kendime göre geç ama sektöre göre erken fark ettim. Çok daha uslu olmalıydım. Gençlere her zaman telif haklarına dikkat etmelerini ve kendilerini her bağlamda gözetmelerini öneriyorum.

Annemin cenazesine giderken otobüste iki bacağımın arasında bir elle uyandım!

*Sosyal medya paylaşımlarınızda bayan haklarından bahsediyorsunuz. Günümüzde her gün bir erkek şiddeti haberine uyanıyoruz… Siz hiç şiddete maruz kaldınız mı?

– Evet. Müddetiyle tanıdığım birinin koşup koşup sırtımdan yumruk attığını andırıyorum. Başkasının konutta kendi paramla aldığım mutfak bıçağıyla beni tehdit ettiğini… Hatta birinin kapıma beyzbol sopasıyla direndiğini…

* Ne diyorsunuz! Bu yaşadıklarınız sizi nasıl etkiledi?

– Hep edebiyat ve müziğe sarıldım. Natürel bazı karanlık taraflarım olmasına da neden oldular.

* Ne gibi?

– Hoşlanmakta, kendimi açmakta ve bedenimi kabul etmekte çok zorlandığım zamanlar oldu.

* Peki bir diğer ehemmiyetli mesele taciz. Hiç sizin başınıza geldi mi?

– Annemin cenazesine gidiyordum, otobüs molasını yatarken iki bacağımın arasında bir elle uyandım!

Okuyun, gezin, işinizi yapın

* Vahimmiş…

– Evet ama bu acınası bir gidişat değil. O kadar çok insanın yaşadığı bir şey ki… Şu an belki de bir bayan, işverenin omzuna koyduğu elden iğreniyor ama kovulmamak için buna direniyor.

* Bunları yaşayan bayanlara ne söylemek istersiniz?

– Bunu muhtelif biçimlerde milyonlarca bayan ve erkekle beraber yaşadıklarını kabul etmelerini, asla yalnız olmadıklarını öğrenmelerini, herkesin başına gelen bir fenalığın onların da başına geldiğini kavramalarını isterim. Bunun asla alımlılıkla, mini kıyafetle, bir kahkahayla, alkolle, özel yaşamla alakası yok. Bunun kırık fay hattı üstünde yaşayan bir cemiyetin bastırılmış, şefkatsiz, sevgisiz gelişen çocuklarının katılaşmış ruhlarıyla alakalı olduğunu fark etmeliyiz. Çocuklarımızı serbest ve mutlu yetiştirmeyi amaçlamalıyız bundan böyle. Suskun kalıp yarasını kendi başına iyileştirenlere de sesini yükseltenlere de hürmetim ebedî. Böyle mevzularda ahkâm kesmek kimseye düşmez.

* Bunu neden şimdi söyleme gereksinimi hissettiniz?

– Her türlü şiddetin, baskının, ruh ve beden yarasının karşısında durduğumu ve kimselerin acımasını, acımasını umut etmediğimi belirtmek isterim imtina ederek. Tina Turner, Whitney Houston gibi dünya yıldızlarının geçtiği yollardan sade insan olarak geçen, onlara göre ufacık paydan biri olarak bu acılarla yok olup gitmeyi yalanlamak ismine konuşuyorum. Ortak yaralarımızın, tasalarımızın, çıkmaz caddelerimizin bizi yok etmesine, başta zekâmız olmak üzere her yerimizi kapatmasına, bizi utandırmasına ve kendi içimize tutuklamasına izin vermeyenlerden olmak için konuşuyorum. Tek lafım, yolunuza devam edin, okuyun, gezin, işinizi yapın, üretin, korkmayın.

 Babalarımız biz kız çocuklarını hoşlanmayı bazen öğrenemiyorlar

*Kalben sahne isminiz mi?

– Annemin yadigârı, bana gerçekten bu adı koymuş çılgın bayan! Şayet bir insanın bir şey olduğunu düşünüyorsak dönüp onun annesine bakalım. Bazı vaziyetlerde de dönüp babasına… Kesinlikle babasından aldığı yaralar ve yardım, annesinden aldığı aşk ve şefkat onu oraya getirmiştir. Benim annem de Türkiye’nin güç öğrenilen yerlerinde fotoğraf hocalığı yapan yiğit, feminist ve hayat âşığı bir bayandı.

Babadan yana yaralı mısınız?

– Babalarımız sert şartlarda gelişmiş, biz kız çocuklarını hoşlanmayı bazen haklı olarak öğrenemiyorlar. Dilerim bilsinler. O surattan bir şey diyemem. Babamı çok beğenirim.

* Annenizi kaybettiğinizde kaç yaşındaydınız?

– Ben 19 yaşındaydım, annem 53 yaşındaydı.

* Neydi neden?

– Beyin damar tıkanıklığı. İki sene çocuk gibiydi, hiçbir şeyi andırmıyordu. Beni dahi. Çok acıydı.

* Vefatla alakalı tasalarınızı çözebildiniz mi?

– 14 senemi aldı, devam ediyor. Geçenlerde annemin sakarlığını anımsadım. Çok güzelime gitti. Zira biri can verince ona mukaddesleştiriyor ve onun vefatında hissenin olduğunu düşünüyorsun. Ben yazarak ve sevgiyi keşfederek bu karanlık hislerin üstesinden geldim.

Adamımla mutluyum

* Aşk şarkıları yazan bir müzisyen olarak aşkı nasıl anlatırsınız?

– Aşk çölde açan bir çiçek. Sekiz milyar insanız, birini bulup ona âşık olmak, onu kavramak, onun vücuduna dokunmak ne kadar ender eylemler… Şu an içinde olduğum aşksa bir afallama hali.

* Kim o birey?

– Tanımıyorsunuz ve size tanıtmayacağım.

* Aşkta cinsiyete inanıyor musunuz?

– İnanmıyorum. Ben hiçbir duygunun cinsiyeti olduğuna inanmıyorum. Sarihçesi kedim bana öyle bir sevgi veriyor ki, ‘Ruh eşim herhalde bu kedi’ diyorum.

* Bir bayana âşık oldunuz mu hiç?

– Evet, bir kere oldum.

* Bir ilişki yaşadınız mı?

– Hayır, eflatuni âşıktım. Ama bu aşk, onun bayan olmasıyla değil, o insan olmasıyla alakalıydı. Onun memeleriyle alakalı değil, göğsünün altında uyuyan kalbiyle alakalıydı.

* Bunu okuduktan sonra, cinsel yöneliminizi tartışacaklardır…

– Tariflere hiç inanmıyorum. Rahmetli annem beni öyle yetiştirmedi. Ben daha dört yaşındaydım, konuta bir model kazanç, soyunurdu, biz üryan bayan çizerdik. Bir kuşu da, bir tabelayı da çizerdik. Beni annem insan bedenine, kalbine ve tabiata karşı çok cinsiyetsiz yetiştirdi. Bana, “Ayaklarının üzerinde dur, kanatlarının olduğunu fark et, seni uterusunun rahim ve memelerinin hudutlandırmasına izin verme. Bu ülkenin ötesinde koskoca bir dünya, onun ötesinde bir cihan var” tasayı.

* Peki şimdi beraber olduğunuz birey?

– Sevgilim bir adam ve adamımla mutluyum.

Bir kere bir kadına âşık oldum ama bu aşk onun kadın olmasıyla değil o insan olmasıyla ilgiliydi

Artık kol kırılıp yen içinde kalmaz

*Bir konutluluk yaşadınız. Ziyaretlerinizde, “İlham kaynağım tek o adam”, “Âşık olduğum bireyle evlenme şansını ulaştım” gibi söylemeler yaparken aniden boşandınız. Bu kadar gururlandırdığınız aşkınız neden sonlandı?

– Şunu içtence söyleyeyim; bazı aşklarda birilerini
pohpohlaman gerekiyor ki onlar kendilerini iyi hissetsin ve sana şefkat versinler. ‘Dalkavuğunum Bebeğim’, bütün de böyle bir zamanda yazıldı. Birilerine yaranmak için kendimizden vermek, kendimizi değiştirmek bana artık imkânsız geliyor. Dersimi almış, şakamı yapmış oldum. Bazen hiç karanlık yokmuş, her şey aydınlıkmış gibi davrandığında, “Kol kırılıp yen içinde kalıyor”.

* Tekerrür çok âşık olsanız yeniden böyle mi olur?

– Bir erkeğe de, bir bayana da, cinsiyetini hiç belirlemeyen bir insana da, kediye veya çiçeğe de âşık olsam kesinlikle onun aşkıyla dolar, kanatlanırım. Fakat artık kol kırılıp yen içinde kalmaz. Bir insan benim benliğimi kırarken, beni göğsünde taşıyormuş gibi davranmam.

* Daha Önceki eşinizle bir yarıyıl beraber şarkılar da yapmıştınız… Şimdi o şarkıları söylemek canınızı acıtıyor mu?

– Tam şarkıların lafları ve müzikleri bana ait. Tertip Etmelerde ortak çalıştık. O da para verip herkesle yapabildiğin bir şey zati. Aksine, içtence ve serbestçe söylediğimden, dans edebildiğimiz için hep beraber sonunda, daha çok sevinç alıyorum. O şarkılar yalnızca bir insana yapıştırılıp kalamayacak kadar bana, bize ait olan şeyler.

Boşandıktan sonra aşka inancınız sarsıldı mı?

– Niçin sarsılsın? Aşkı çok hoşlanan biriyim. Bazen ilişki yaşamama dahi gerek yok. Uzaktan âşık oluyorum, kimse öğrenmiyor. Yaşamımın ilk yarısını fazla fazla hoşlanılmayarak, onaylanmayarak geçirdim, bu sevgi bana zati büyük ödül

‘Aşk Çeşmesi’ndeki üç şarkıyı birbirine bağlayan kısa film tadında bir klip çektiniz; ‘Kız Kulesi’nin Anahtarı’. Nedir hikâyesi?

– Bir gün biri bir konuta geldi, gündüz saatleriydi. Sırçadan baktı, “Kız Kulesi’nin ışıkları neden yanmıyor” dedi. O zaman insanların ne kadar tatminsiz olabileceğini gördüm. Onlara Boğaz’ı, Kız Kulesi’ni verebilirsin ama yeniden bakar ve gündüz saati “Oranın ışıkları neden yanmıyor” derler. Bizleri acayip meraklarımızla, heveslerimizle ve bastırılmış yerlerimizle bu şarkılarda kabul etmek istedim. Bu üç şarkıda bir hikâye anlatıyorum; ister âşık ol, ister yalnız kal, ister evlen, ister evlenme, ister işini arıyor ol, ister başıboş, ister üst seviye idareyici… Bizim tüm kavramlarla ve insana armağan edilmiş olgularla serbest sezebilmemiz gerek.

* Bu şarkı laflarını yazan bayan bana hep melankolikmiş geliyor. Cümbüşlü taraflarınız var mı?

– Kalender, hoppa, sıcak taraflarımı ben de hoşlananlarla keşfediyorum. Komedi yazarlığı da yaptım zamanında. Yaşamımın değişik yarıyıllarında her duygudan serbestçe geçebilmeyi hoşlanıyorum. Her güzergahımı bir anda sunmak yerine zamanla paylaşmak da hoş.

* İlk albümle büyük çıkış yaptınız, “Balondur, söner dediler”, Ardından ikinciyi çıkardınız, o da yakaladı. Daha iyisini yapamama ve insanların sevgisini kaybetme fobisi yaşıyor musunuz?

– Elime gitarı aldığımdan beri şarkı yapıyorum. Şarkı yapmak bana yük olmaz. Hoşlanılmaya kazançsak… Yaşamımın ilk yarısını fazla fazla hoşlanılmayarak, onaylanmayarak geçirdim, bu sevgi bana zati büyük bir ödül. İçimde bunu kaybetmeye de hazır bir taraf var. İnsanlar beni hoşlanır mı evhamı yerine şarkı yazmaya devam etmek gerekli. Şimdi içinde bayan hikâyeleri olan bir roman yazıyorum mesela.

Tags: Hakan Gence, hürriyet pazar, KALBEN Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir