Aşk bana artık müthiş bir duygu gibi gelmiyor, onsuz da yaşayabilirim!

Aşk bana artık müthiş bir duygu gibi gelmiyor, onsuz da yaşayabilirim!

Mart 3, 2019 15 0 0

* Yeni diziniz ‘Yüzleşme’ başlıyor. Nedir ‘Yüzleşme’nin ana meselesi?

– Bugüne kadar, yıllar sonra intikam almak için geri dönen karakterlerin hikâyelerini çok izledik, okuduk. ‘Yüzleşme’nin en büyük farkı, bunu bir kadın üzerinden anlatması. ‘Gonca’nın yıllar önce yaşadığı bir olay sonucunda ortadan kaybolmasıyla onun ve onunla beraber acı çekmiş karakterlerin öyküsünü izleyeceğiz. Hepsinin tek tek gerçeklerle yüzleşmesine şahit olacağız. ‘Yüzleşme’, çektiği acılarla güçlenmiş ve kendinden çalınan hayatını geri almak için yıllarca plan yapan bir kadının, gerçek duygularıyla yüzleşmesini anlatacak.

* Sizin de hayatınızda yüzleşmeleriniz oldu mu?

– En büyük yüzleşmem kendimle oldu. Çünkü bazen hayatta kabul edemeyeceğin şeyler yaşarsın, haksızlık olarak gördüğün, hazmedemediğin… Ne zaman ki kendinle ve tüm olanlara verdiğin tepkilerle yüzleşirsin, en zoru başarmış olursun. En azından benim için hep böyleydi, o yüzden en zor yüzleşmem hep kendimle oldu.

Çok ağladım ve hatta duramadım

class=’cf’>

 *Defolarınız var mı?

– Olmaz mı? Sabırsızlık, saflık, aşırı hassas ve düşünceli olmak…

*En büyük pişmanlığınız?

– Hak etmeyen insanlara fazla değer vermek.

* Peki neye tahammülünüz yok?

– Bilgi sahibi olmadan çok konuşanlara.

* En son ne okudunuz?

– Chuck Palahniuk’tan ‘Uydurma Bir Şeyler’.

* En son ne izlediniz?

Oscar adayı tüm filmleri…

* En sevdiğiniz yönetmenler?

–  Inárritu, Yorgos Lanthimos… Türkiye’den Emin Alper. Bu isimlerin yarattıkları dünyaları keşfetmek hoşuma gidiyor.

 Tam bir memur çocuğuyum

* Ankaralısınız. Anneniz bir kamu kurumundan, babanız bankadan emekli. Ailede hiç yokken oyunculuk sizin kanınıza nasıl girdi?

– Gerçekten tam bir memur çocuğuyum ama çocukluğumdan beri hep sahnede oldum. Dans ettim, gösterilerde yer aldım, şarkı söyledim, resim yaptım… Belki de o noktada memur çocuğu olmak baskındı. Sonra kırdım zincirlerimi ve tek başıma karar verdim. Ailem de her zaman arkamda oldu.

* Neden konservatuvar yerine sosyoloji okumayı seçtiniz?

– Sosyoloji benim için çok bilinçli bir tercihti, çok severek okudum, hayatta her ne yapacaksam bana yol göstereceğini biliyordum.

* İstanbul maceranız nasıl başladı?

– Üniversite son sınıfta Erasmus programıyla Fransa’ya gittim; altı ay orada yaşadım. Döndüğümde ‘1980 dönemi Türk sinemasında kadının cinsel istismarı’ üzerine tez yazıyordum. Televizyonun toplum üzerindeki etkisi ilgimi çekiyordu ve bu sebeple televizyonda staj yapmak istedim. Bir anda karar verdim, İstanbul’a geldim. Sonra editörlük yaptım ve devamında oyunculuk eğitimine başladım.  

* Yıldızınız ‘Güneşi Beklerken’ ile parladı, ciddi bir fan kitleniz oluştu. Birden gelen şöhret sizi nasıl etkiledi?

– Bu kadar ilgi gören bir şeyin parçası olduğum için çok şaşırmıştım. İnsanın tabii bocaladığı, ne yapacağını bilemediği zamanlar oluyor ama hayatımda neyi değiştirdiğini soruyorsan, hiçbir şeyi.

Manipüle edilen her şey beni çok etkiliyor

* Maddi ve manevi olarak…

– Maddi olarak yaşam standardım değişti tabii. Manevi olaraksa daha güçlü, daha sabırlı, daha hoşgörülü olmayı ve daha çok çalışmak gerektiğini öğretti.

* Magazinle ilişkiniz nasıl?

– Yaptıkları işe saygısızlık etmeden, işlerini yapmalarına fırsat vererek ama aynı zamanda kendi özel alanımı korumaya çalışarak… Ama maalesef hakkımda neredeyse yüzde 90’ı doğru olmayan birçok haber çıktı. Benim dışımda gelişen, manipüle edilen her şey beni çok etkiliyor. Üzülüyorum çünkü ben işin bu tarafında olmak istemiyorum, sadece işimi yapmak istiyorum.

Aşk bana artık müthiş bir duygu gibi gelmiyor, onsuz da yaşayabilirim

 Aşk sizi sömürülebilir, kandırılabilir bir hale getiriyor

* Aşk size ne ifade ediyor?

– Aşk konusunda eskisi kadar romantik değilim. Artık öyle ayaklarımı yerden kesen, her şeyi unutturan müthiş bir duyguymuş gibi gelmiyor. Evet çok kıymetli bir duygu ama geçince ve geriye genellikle hayal kırıklığı kalıyor.

* Bu, yaşla mı ilgili?

– Aşkın hayalini kurduğunuz duygu olmadığını görüyorsunuz. Çünkü sizi sömürülebilir, kandırılabilir bir hale getiriyor. Olmadığınız, asla istemediğiniz birine dönüşebiliyorsunuz. Ben kendimi bundan sonra böyle görmek istemiyorum. Hayatımda aşktan ziyade saygının, hoşgörünün, beraber üretmenin, el ele tutuşup beraber ilerlemenin başrolde olduğu bir ilişkiyi tercih ediyorum. Bu da maalesef aşkla aynı şey değil. Ayrıca aşksız da yaşayabilirim. Mutlu ve huzurlu olmak için birine veya o duyguya ihtiyacım yok.

 

MART ETKİNLİKLERİ SOKAĞA ÇIKARIYOR!

iframe ]]>

Mart etkinlikleri sokağa çıkarıyor!

daha fazla video için

Tags: Hande Doğandemir, yeni dizi, yüzleşme Categories: Magazin
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts
Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir